Türkiye’de

1910 Hayırsızada Toplu Sürgün ve Katliamı

1910 Hayırsızada Toplu Sürgün ve Katliamı

Gözyaşlarınıza hakim olamayacağınız gerçek bir sürgünün hikayesi... Sivriada'da ya da diğer adıyla Hayırsız Ada'da

olan köpeklerin katliamı. 3 Haziran 2018 tarihinde Haytap'ın ziyareti ile bu korkunç sürgünü tekrat anımsatmak Türkiye'nün gündemine getirmek istedik. Aşağıda özet olarak bu korkunç ve utanç verici olayın tüm detaylarını ele aldık. En sona da yaşanan dramın kısa bir filmini koyduk..


1. Hayırsız Ada faciası memleketimizin gördüğü en insafsız köpek katliamıdır. Başlangıcı 3 Haziran 1910'dur.


2. Bizim geleneğimizde sokak köpekleri şehrin sakinleridir. Onlar 1910'a kadar İstanbul’da kendi sokaklarında bakılarak bizimle beraber yaşadılar.



3. Avrupa'da ise parfüm/kimya sanayi için katliamlar çoktan başlamış, sokaklarda tek köpek kalmamıştı. Fransızlar bizimkilere bir öneri getirdi...



4. “İstanbul’un sokak köpeklerini toplayıp bize satın.” Fransa ile anlaşma imzalandı. Ancak halk köpekleri vermedi, direndi.



5. Her köpek kendi sokağının bir sakini gibiydi. Halktan destek gelmeyince bu işler paraya muhtaç olan insanlara, serserilere havale edildi.



6. Toplama sürerken halk isyan etti, gemiyle Fransa’ya gönderilmek üzere Tophane'de bekletilen binlerce köpeği bir baskın yaparak kurtardı.



7. Ancak hükümet bir kez Fransa ile anlaşma yapmıştı, bu işten vazgeçmedi. Daha kapsamlı daha organize bir toplama işi başlatıldı.



8. Kısa sürede 80 bin köpek toplandı ve Tophane'de bekletildi... Halkın bir kez daha hayvanları kurtarmaması için başlarına asker dikildi.



9. Fakat Fransa’dan bir türlü yükleme talimatı gelmiyordu. Köpeklerin beslenmesi ve bakımı sorun olmaya başlamıştı..



10. Fransa’dan yanıt gelmeyince hükümet köpeklerin fiyatını indirdi, sonra bedavaya vermeye bile razı oldu ama Fransa'dan çıt çıkmıyordu.



11. Köpekleri artık Tophane’de bekletme olanağı yoktu. Kentten uzak bir yer, Sivri Ada seçildi. 80 bin köpek Sivri Ada’ya nakledildi.



12. Köpeklere burada bir süre daha bakıldı. Ta ki Fransa anlaşmayı fesih ettiğini, köpekleri almayacağını bildirene kadar.



13. Bundan sonra köpekler Sivri Ada’da tamamen kaderine terk edildi. Halk bir süre yiyecek taşıdı ama sonra bu da imkansız bir hale gelince...



14. Köpekler açlıktan ve susuzluktan can verdiler. Kuzucukların acı çığlıkları Anadolu Yakası sahillerinde duyuluyor, sabaha kadar dinmiyordu.



15. Ölümler başlayınca, 2-3 yıl boyunca tüm sahil kokudan yaşanmaz hale gelmişti. İstanbul halkı bu suçtan dolayı çok üzgün, çok çaresizdi.



16. Pek çokları sahildeki evlerini kapattı. Köpeklere dokunmanın büyük bir lanete yol açacağı düşünülüyordu.



17. Sonunda o lanet 1912 yılında deprem olarak geldi. Büyük deprem köpeklerin ahına, günahına bağlandı. Adanın adı da Hayırsız Ada oldu.



18. Resmi kayıtlarda hala Sivri Ada diye geçse de, orası bizim dilimizde hala Hayırsız Ada’dır. 80 bin köpek kardeşimizin mezarıdır.




İşte bizde yine bir 3 Haziran günü Hayırsızada'ya onları anmak için Haytap ekibi olarak ziyaret ettik ve saygı duruşunda bulunduk. Haytap bayrağını da en yüksek bir yere onlardan özürlerimizi kabul etmeleri bizleri affetmeleri için diktik.



Konu hakkında detaylı bilgi için 111 Soruda Hayvan Hakları kitabını öneriyoruz.



Son Güncelleme ( Cuma, 08 Haziran 2018 14:18 )

Haytap'ın Hayırsızada’ya anma çıkarması

Haytap'ın Hayırsızada’ya anma çıkarması

108 yıl önce 3 Haziran günü İstanbul’un çeşitli semtlerinden toplanan 80 bin köpek bir vapura bindirilerek ıssız Sivriada’ya gönderildi. Türkiye tarihindeki en büyük köpek itlafının yıldönümünde bir grup hayvansever adaya giderek ölen köpekleri andı.

MARMARA Denizi adalarının en küçüklerinden Sivriada’ya yaklaşık iki saatlik bir deniz yolculuğuyla varılıyor. Popüler komşu turistik adaların arkasında kalan bu kayalıkta yaşayan insan yok. Pek insan uğramadığı gibi mazisi de karanlık. ‘Hayırsız Ada’ olarak da anılan adada 1910’da korkunç bir köpek katliamı yaşanmıştı... Dönemin Belediye Başkanı Suphi Beysoyundu’nun talimatıyla on binlerce köpek İstanbul sokaklarından toplandı. Köpek toplama ekipleri tarafından özel kerpetenlerle yakalanan hayvanlar önce sahil semti Tophane’ye getirildi. Ardından 3 Haziran tarihinde teknelerle Sivriada’ya götürüldüler.
Başta hayvanlara günde iki defa su ve ekmek götürmek için kayıkçılar görevlendirilmişti. Ancak birkaç yıl sonra Balkan Savaşı nedeniyle yapılan bütçe kesintileriyle bu uygulama son buldu. Aç ve susuz kalan 80 bin hayvan birbirini yemek zorunda kaldı. Köpeklerin çaresiz havlayışları uzun süre Anadolu Yakası sahillerinden işitildi.



İşte bu trajedinin 108’inci yıldönümünde bir grup hayvansever adaya ‘anma çıkarması’ gerçekleştirdi. Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) üyeleri ve köpek Minik, adaya bayrak astı. Hayvanseverler, “Türkiye’nin ayıplarından biridir bu” diyerek gözyaşı döktü. HAYTAP Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat, Hürriyet’e şu açıklamayı yaptı: “O dönem katledilen köpeklerin anısına, ‘Torunlarınızın takipçisiyiz’ demeye geldik. 3 Haziran sembolik bir tarih. 1910’da buraya ilk defa geri dönmemek üzere İstanbul’un köpekleri gönderildi. Aradan 100 yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen sadece İstanbul’daki belediyeler değil, Türkiye’nin her yerindeki belediyeler sokağımızın hayvanlarını hâlâ şehrin banliyölerine atıyorlar. Bugün Kemerburgaz’a, Silivri’ye, Çatalca’ya atıyorlar. Kötü gelenek halen devam ediyor. O dönemdeki gibi bir yerlere atarak hayvanlardan kurtulabileceklerini sanıyorlar. O dönem 80 bin köpek gönderilmiş ama İstanbul’da hâlâ köpekler var. Demek ki bu yöntem çözüm değil.”





Son Güncelleme ( Cuma, 08 Haziran 2018 11:21 )

 

Osmanlı'da mancacı

Osmanlı'da mancacı

Osmanlı'da mancacı...

Osmanlı'da halk sokak hayvanlarını beslemesi için mancacı denilen kişilere para verir, yardım ederdi. Onlar da düzenli olarak sokakta aç kalan hayvanları beslerlerdi.

( @ciftpelin , @ahmetsimsirgil - ADALET USTALARI 1, Sayfa 96 )

Son Güncelleme ( Salı, 24 Nisan 2018 12:40 )

Osmanlı Zamanında Yer Sulukları

Osmanlı Zamanında Yer Sulukları

22 Şubat 1956 - İstanbul Belediyesi 140 bin Köpeğin İtlafını Kabulü

22 Şubat 1956 - İstanbul Belediyesi 140 bin Köpeğin İtlafını Kabulü

 

Kaynak : TARİH dergisi 2017 Şubat sayısı

Son Güncelleme ( Perşembe, 04 Mayıs 2017 11:16 )

We remember Laika

We remember Laika

We remember Laika, who on this day in 1957 was sent into space to die.

The Moscow street dog was the first earthling sent into orbit, but she was never meant to return to Earth. Several hours after launch she died horrifically from panic and overheating.

We remember Laika and all the innocent victims of animal experimentation.

Son Güncelleme ( Cuma, 04 Kasım 2016 15:01 )

İstanbul’un maymunları neden idam edildi?

İstanbul’un maymunları neden idam edildi?

Devir III. Murat devri, Osmanlı’nın en şaşaalı yılları.

Yavuz zamanında başlayan Kuzey Afrika’daki fetihlerle beraber daha önce İstanbul’da pek rastlanmayan maymunların sayısı hızla artıyor. Maymunlar gemilerde gözcülük yapıyor, direklere kolayca tırmanıyor, keskin gözleriyle kara ya da başka bir gemi gördüklerinde aşağıya haber veriyorlar.

Şehirde çok sayıda maymun dükkanı da var, çoğu Azapkapı ve Galata’da. O dönem İstanbulluların maymun sevgisi gemicilerle sınırlı kalmıyor, zenginler, sıradan insanlar da maymun beslemeye başlıyorlar.

III. Murat’ın favori din adamı Molla Abdülkerim Efendi adında bir zat. Son derece tutucu bir Müslüman, gayrimüslimlerden hiç hazzetmiyor. Daha sonra sultan onu Rumeli Kazaskeri yapacak. Molla, gayrimüslimlere o dönem aşağılayıcı sayılan kırmızı ve siyah giyinme zorunluluğu getirecek, bir gecede Yahudi mezarlığına korsan cami dikecek.

Tüm hikaye bu dini bütün mollanın Fatih Camii’nde verdiği bir Cuma vaazıyla başlıyor, molla, ateşli bir konuşmayla ‘’kadınların bu maymunları fena işlerde kullandığını’’ anlatıyor. Cuma çıkışı kızgın kalabalık önde bizim molla, Azapkapı ve Galata’daki maymun satıcılarını basıyor.


Tarihçiler o günü ‘’İstanbul’da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı’’ diye anlatır.

Molla, yakalanan maymunları kendi elleriyle asıyor, iri maymunlar için ayrı idam sehpası hazırlıyor. İstanbul’un maymunlarının hikayesi maalesef bu şekilde sona eriyor, yapılan katliama tanık olan halk o günden sonra mollaya ‘’maymunkeş’’ lakabını takıyor.

Tarihçiler, Maymunkeş Abdülkerim Efendi’nin vefatında birçok hayvansever İstanbullu’nun kutlamalar yaptığından bahseder. İleri okuma için Reşad Ekrem Koçu’nun Tarihimizden Garip Vakalar adlı kitabına göz atabilirsiniz.

Sunay Akın ve Murat Bardakçı’nın da olayla ilgili kısa birer yazısına ulaşabilirsiniz.

Bu yazı Tarih Tarih facebook topluluk sayfasından alınmıştır.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 27 Kasım 2017 12:35 )

O Zamanlar İstanbul'da Köpekler Mutlu Yaşardı

O Zamanlar İstanbul'da Köpekler Mutlu Yaşardı

Arkeofili & Haytap Ortak Çalışması

Arkeofili & Haytap Ortak Çalışması

 

Kısa ve güzel bir haberimiz var.

Bugün itibariyle Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) ile ortak bir çalışmaya başlıyoruz. Çalışma kapsamında günümüzde insan kaynaklı birçok zorluk içerisinde yaşayan hayvanların, binlerce yıllık geçmişleri ile ilgili kısa bilgiler aktaran görselleri sizlerle paylaşmayı düşünüyoruz. Hayatın neredeyse her alanına dokunan arkeoloji biliminin bir nebze olsun hayvanlara da dokunması bizleri çok mutlu edecek.

Türkiye'de hayvan haklarına dair birçok güzel işe imza atan HAYTAP'a da kendi adımıza teşekkürü borç biliyoruz.

 

ARKEOFİLİ

Son Güncelleme ( Salı, 16 Şubat 2016 11:09 )

Üsküdar Camisi 'nden Dünyaya Örnek Görüntüler

Üsküdar Camisi 'nden Dünyaya Örnek Görüntüler

Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Şubat 2016 10:48 )

Sayfa 1 > 3

opencart tema opencart temaları