
YAZGI bize dünyanın en güzel toprak parçası üzerinde yaşama şansı verdi...
Avrupalı seyyahlar, Toros eteklerindeki kardelen çiçeklerini görmeye gelirlerdi yüz sene kadar önce...
Çöldeki kavimler sancaklarına "Anadolu kaplanının" siluetini işlediler, tarih kitaplarına göre...
Telli turnalarımız vardı, adını bir zamanlar "Türk kuşu" koymuşlardı yukarı Nil'deki bedeviler...
Ocak başlarında anlatılan öykülere göre; yamaçlardaki kınalı kekliklerimiz, her sabah güneşin doğmakta olduğunu köylülere haber verirlerdi...
*
Ceylan sürülerimiz vardı Ceylanpınar'da...
Buğday tarlalarında sürü sürü koşuyorlardı, nahiye müdürü babamın çektiği bir eski fotoğrafta...
Konya Ovası'nda yaban koyunlarımız...
II. Mahmud'un denizcileri, Marmara'daki balık bereketine teşekkür etmek için, teknelerinin altına ayetler yazmışlardı da, bir İngiliz diplomat tam iki kitap sayfası balık çeşidini sıralamıştı günlüğüne...
Bu topraklardan gidenler hâlâ rüyalarında çevresi meyve bahçeleriyle kaplı bir Van Gölü'nü görürler...
Tuz Gölü'nün rengi hâlâ beyazdır...
Eski fotoğraflara göre...
*
Tam 72 göl vardır haritalarda gözüken, ama şimdi içinde kooperatif evleri olan, Antalya çevresinde...
İstanbul Boğazı'nın iki yakası ormandır...
Ve korulukların arasında, çardaklarını asmalar sarmış ahşap konaklar vardır kitaplardaki resimlerde...
Ergene yeşil yeşil akmaktadır...
Burdur Gölü mavidir...
Eski tapu paftalarına bakarsanız, Bursa'da şeftali bahçeleri vardır, şimdiki sanayi bölgesinin tam olduğu yerde...
*
İşte böyle bir cennetti bu yurt...
Onu yok ettik...
Artık cennet değil buraları...
Eski fotoğraflara göre...
BEKİR COŞKUN
HABERTURK
07/03/2010





