Ahmet Kemal Şenpolat Yazıları

ŞARIL ŞARIL AKAN ŞELALE : KÖPEK ÜRETİM ÇİFTLİKLERİ

ŞARIL ŞARIL AKAN ŞELALE : KÖPEK ÜRETİM ÇİFTLİKLERİ

 

Sokak hayvanlarıNIN sorunu , özellikle kedi ve köpeklerin damızlık gibi merdiven altlarında yasa dışı bir şekilde doğurtularak satıma sunulması ve bunun tamamıyla denetimsiz bir şekilde yapılması maalesef bu işe duyarlı birkaç STÖ dışında kimsenin umurunda değil

Ev ve süs hayvanlarının bir kartvizit olmaktan öte gitmediği , hayvan sahibi olmak ile hayvan hakkı savunuculuğunu üstlenmek arasındaki ciddi fark nedeniyle de ayrı bir baş ağrısı. Yani her hayvan sahibi mutlaka hayvan hakkı savunucu olmak durumunda değil ama bilinçsiz şekilde hayvanın soyu sopu belli olsun  ,  anne yanından alacağım , yavru ve cins olacak saplantısı bu üretim çiftliklerine olan talebi bir türlü kısmıyor.

İlk akla gelen petshoplardaki hayvan satışı sorun olsa da , asıl sorun  internetin rahatlığı ile adeta kargo ile teslimata varabilecek , gümrüklerdeki denetimsizlik ile yurda ithal ettiğimiz hayvanlar ve bu işin ticareti ile zavallı bir anneyi ölene kadar doğurtmaktan geçtiğini anlatmak gerekiyor.

Camın arkasından can satmak en azından dikkat çekiyor ama camın arkasına geçmeden satışlara ne demeli ? Bu üretimlerin kontrol ya da denetiminin olmamasına ne demeli ? Köylere kadar inen bu rezillik sokaklardaki ormanlardaki artan popülasyonu da doğruluyor.

Bu işte imza makamı olan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise sessiz , yıllardır somut adım atmıyor. Halbuki denetleme yetkisi , imza yetkisi ve kadrolar onlarda. Fakat siyasi yönden kadrolaşmak dışında cesaretli memurlarını bulamayan ve konuya son derece uzak ve duyarsız bakanlık tüm baskılarımıza rağmen üretim çiftliklerini kapatmıyor. Bu kadar çok kedi ve köpeğin üretimine göz yummak , otobanlarında ezilen hayvanlardan , vergisiz satıştan tutun , toplum sağlığına kadar her bakanlığı ilgilendiriyor. Sağlık bakanlığının , Maliye Bakanlığının , Gümrük Bakanlığının , Orman ve Su İşleri Bakanlığının hatta Eğitim bakanlığının müsteşar düzeyinde toplanıp bu ciddi soruna artık el atmasını umutsuzca gelmeyeceğini bildiğimiz otobüs gibi bekliyoruz.

Kısırlaştırma ile zehirleme ile dağa taşa hayvan atmakla ya da yurtdışına sahiplendirme yaparak var olan popülasyonu engellemek değil , sadece sorunu ötelemiş oluyoruz. Çiftliklerde üretilen cockerler , alman kurtları , st Bernardlar , Napolyon mastifler terierlerden , doğurtulmaya mahkum anne hayvanlardan bahsediyoruz.

Tavandan akan şelalenin kapatılmadan , yeri silmenin hiçbir anlamı yok. 5 bakanlığı doğrudan ilgilendiren ama hiçbir bakanlığın doğrudan sorumluluk almadığı , hissetmediği sadece yıllardan beri HAYTAP ın ve naçizane bu satırları yazan yazar dışında ciddi olarak algılayan da yok.

İkna etmek için çocuklarınızın ısırılması , birilerinin korkup şikayet etmesi , hayvanların zehirlenmesi ya da bir gün onlarla duygusal bağa girmeniz ve onların sorununu anlamanız mı gerekiyor ?

Yok mu cesaretli bir bürokrat ,  duyarlı bir bakan ? hep mi top taca gidecek ? Hiç mi bu ülkede işi bilen insanların görüşü alınıp somut adımlar atılamayacak ? Şelale hep akacak sizler hep ormanlara otobanlara mı atacaksınız ?14/03/2017

 

 

Yazı CNNTURK'te yayınlanmıştır. ( tıklayın )

 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 15 Mart 2017 10:19 )

 

Warning: imagejpeg() [function.imagejpeg]: Unable to open '/var/vhosts/haytap.org/images/resized/images/stories/hayvanlar/tablo17_479_395.jpg' for writing: Permission denied in /var/vhosts/haytap.org/modules/mod_janews/helper.php on line 127

(*)Kuyuda olan kim acaba? - Who is Actually in that Well?

(*)Kuyuda olan kim acaba? - Who is Actually in that Well?

Karayolları Genel Müdürlüğünden aldığımız bilgiye göre sadece  İstanbul’da bir hafta içinde trafik kazasına maruz kalan hayvan sayısı ortalama 400 !

Dile kolay tam 400 zavallı sahipsiz hayvan kamyonların arabaların altında can veriyor…

Bunun büyük bir kısmı yaralı olarak , kurtarılabileceği halde veterinerlik hizmeti alamadığı ambulans hizmeti verilemediği için can çekişerek günlerce sonra ölüyor.

 

Şanslı olanlar ise hemen oracıkta ölüyor.

 

Diğer yandan  sadece İstanbul'da ağzıyla terkedilmiş mağdur sahipsiz hayvanlarla dolu 40’a yakın hayvan bakımevi var. Kimsenin görmediği ormanlara belediyelerce atılan binlercesi ise doğal koşullarla mücadele ediyor.

 

Büyük bütçeli belediyeler İstanbul Eskişehir Aydın Ankara Kayseri Bursa gibi yerler hayvanat hapishanelerine yaban hayvanlarını demir kafes ardında sergilemek için birbirileri ile yarışıyorlar. Hayvan distribütörlüğünden para kazananlar kapılarını aşındırıyor.

 

Yunus parklarına ise özgür denizlerden yakalanan onlarca zavallı hayvan güya sağlık turizmi güya alkış turizmi için açlıkla imtihan edilerek sahneye çıkmayı bekliyor.

 

Adalar’daki zavallı fayton atları yıllardır adalarda İBB’nin adım atması , maruz kaldıkları işkenceye son verilmesi , cesetlerinin adanın derin denizlerinde yüzdüğünü bile anlatmak için gerekli desteği bulamıyorlar. Alternatif ulaşım bir türlü geliştirilemiyor

 

Kürk endüstrisine , mezbahalarda, petshoplarda , gümrüklerde yaşanan çığlıkları ise anlatmak kifayetsiz

 

Binlercesi sahiplenmeyi beklerken ko-medyanın önünde boy göstermek sahiplenmek için birbirimizle yarışıyoruz.

 

Ve hep beraber kalkmışız bir anda medyatik olan bir kuyunun dibine bakarak orada kimin olduğunu  anlamaya çalışıyoruz. Kuyunun içinde insanlığımız duruyor , coğrafyamızın kaderi duruyor. Gözlerimizi bilerek kapayıp , inatla açmak istemediğimiz vicdanımız duruyor.17/02/2017

 

 

CNN TURK LİNKİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

 

Who is Actually in that Well?

 

According to the information we received from the General Directorate of Highways, the number of animals that had traffic accidents only in Istanbul within the span of a week was on average 400!

It can easily be said that a total of 400 stray animals are dying under trucks and cars…

Many of these animals are left wounded, waiting for veterinary help or an ambulance that does not come, and suffer for days to face a horrific death.

 

The lucky ones die right at the same spot.

 

On the other hand, only in Istanbul there are almost 40 animal care homes that are completely full of abandoned animals. Then there are the thousands of animals abandoned in the outskirts of Istanbul, trying to fight for their lives in the forests and these animals have become invisible to most.

Municipalities with large budgets such as Istanbul, Eskisehir, Aydın, Ankara, Kayseri and Bursa are competing with one and other to showcase wild animals behind bars in their animal prisons. Those who earn money from distributing animals are at their gates making a profit.

In dolphin parks, poor animals that have been taken away from their home oceans and from their freedom are being starved to end up on stage using the excuse of it being for health tourism or for entertainment purposes.

The poor coach horses on the islands have been waiting for the Istanbul Metropolitan Municipality to take action, for there to come an end to their daily torture, and that they are given the opportunity to talk about the many horse corpses swimming in the deep waters of the sea. Somehow no alternative method of transportation can be developed.

It would be impossible to explain the endless screams coming from the fur industry, from slaughterhouses, from pet shops, from the customs offices on the borders.

Thousands of animals are in a race with each other to be picked up to be re-homed, to find a warm home.

And here we are looking down a well that has become a media hype, and we are trying to figure out who is at the bottom of the pit. Down there, is where are humanity lies, the faith of our geography. Our conscience lies down there, knowingly shutting our eyes and adamantly not willing to open them.  17.02.2017

 

 

Son Güncelleme ( Salı, 21 Şubat 2017 10:37 )

HAYVAN POLİSİ

HAYVAN POLİSİ

İşin içinde bizim kadar olmayanlar bilemezler , tahmin bile edemezler. Türkiye’de  hayvan hakları ihlalleri o kadar yoğun ve şiddetli boyutlarda oluyorki , bu işi kurum olarak yapmak için üstlenen devletin kurumları da gelen ihbarlara yetişememekten kilitlenmiş durumda

Geçen yıl Orman ve Su işleri bakanlığı hayvan hakları ihlalleri için  kendi şahsi emaillerine gelen ihbarlardan kurtulmak ve bu işi düzene bağlamak için vatandaşlar için hayvanhaklari@ormansu.gov.tr adlı bir yeni e- posta adresi oluşturdu.

 

Hayvan ihlalinde başvuracak makam, arayacak telefon, emaillerine bakacak bir yetkili bulamayan vatandaş çaresizlik içinde deli gibi itfaiyeden muhtarlığa ,derneklerden tarım ve  orman bakanlığı il  müdürlüklerine , belediyelerden medyaya kadar herkesi arıyor. Eposta yolluyor. Her ilçede kasabada kentte hayvanlara  inanılmaz derecede eziyet var . İnanmayacaksınız ama  bunların ancak binde biri medyada gündem arasında kendisine yer buluyor. Kamuoyunda infial yaratması ya da yaşanan olayın benzer katliamlardan biraz farklı olması ayrıca  Türkiye gündeminde önemli bir şey olmaması halinde gündeme giriyor.

O durumda da devletin uyuyan kurumları , bu işi yapmaları için vergilerimizden maaş alan elemanları önlerindeki kağıt işlerinden kurtulabilirlerse müdahele etmeye çalışıyorlar. Ancak samimi olarak söylemek gerekirse bu kurumlar başarılı olmadıkları gibi , bu kurumların yapması gereken işleri gönüllü olarak sınırlı bütçeyle hareket etmeye çalışan stklar daha etkin yapıyorlar. Dilekçelere verdikleri diplomatik yanıtlarla mesai dolduruyorlar.  Fiili olarak yetişemediklerinin , personel azları olduğunu , bilgili veteriner hekim istihdam etmediklerini  biliyoruz. Saat 17den sonra çalan telefona bile bakmayan bir  orman su işleri müdürlüğü ya da belediyelerin veteriner işleri müdürlüklerinin yerine stklar işbaşı yapmaya çalışıyor , vatandaştan asıl azarı da onlar işitiyorlar. Cumartesi pazarları resmi ve dini tatiller hvayanlar o süreç içinde zarar görmediklerinden emin oldukları için zaten bir beklentiniz olmaması gerekiyor.

 

Hayvanın eziyet gördüğünü düşünen vatandaş haklı olarak özellikle Orman Su İşleri bakanlığı ve tarım bakanlığı ve belediyelerden hizmet bekliyor. Ancak o hizmeti alamadığını görünce bu kurumlar harekete geçsin diye kendisini oyalayıp sanal imza kampanyaları ile sosyal medyada ses getireceğini düşünüyor. Bilgisizce sağa sola saldıran vatandaş da aynı enerjiyi örneğin kuvvetli bir STÖ yapılanması için ya da devletin kurumlarının çalışması için bir enerjiye vermek istemiyor. Aklına da zaten gelmiyor. Çünkü o sırada yaşamış olduğu akut sorunu acilen dindirmek istiyor . Devletin duygudan arındırılmış bürokrasiden kurtulamamış yüreği katmerleşmiş amirinden korkan , cesaretli karar alamayan memuru ile de uğraşmak istemiyor.

 

Fakat her halükarda acı çeken yolda yaralı olarak gördüğü hayvan ya da zehirlenen zavallılar oluyor.

Tüm bunların arkasında hayvanlara acil olarak müdahele edebilecek valilikler bünyesinde kurulmamış hayvan ve doğa polisinin olmaması yatıyor. Bu ekiplerin olması , bunların eğitilip bir an önce istihdam edilmesi  elzem bir konu desem de kimsenin bu sesi duyacağını da sanmayacak kadar da gerçekçiyim. Çünkü hayvanların acılarını dile getirebilecek dilleri maalesef yok.  Bütçemiz yok buna para ayıramayız diyen belediyelere ve bakanlıklara,  özellikle trilyonlarla oynayan büyükşehir belediyelerine nereye parayı harcayacağını o günkü siyasi konjüktöre göre belirleyen belediye başkanlarına da bir çift lafım var tabiiki : Bütçenizdeki engin paralarla hayvanat bahçelerine  , sirklere , yunus parklarına , cazibe merkezlerine yatırım yapareken eli titremeyen  bu kurumlar hayvanlara acil müdahele yetkisine sahip polis teşkilatlarını kurmanız sizleri ne kadar sarsar ?

 

Velev ki kurdunuz , düşünün bunun karşılığında o sessiz canlar için ne kadar ama ne kadar büyük ses getirirdiniz ! 31/01/2017

 

Haytap Yönetim Kurulu Başkanı

Eziyet gören hayvanlar için "hayvan polisi"

CNN TÜRK

Son Güncelleme ( Cuma, 17 Şubat 2017 16:30 )

Yavrum bana oradan iyisinden 10 tane penguen paket yapar mısın?

Yavrum bana oradan iyisinden 10 tane penguen paket yapar mısın?


İnanılacak gibi değil. Aziz Nesin'lik bir olay sanki. Türkiye'nin birçok önemli projesine el atmış Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir halkı görüp beğensin diye önce hayvanat hapishanesi kuruyor, sonra da buraya tanesi 165 bin liradan 10 adet penguen siparişi veriyor.

 

Dile kolay toplamda yaklaşık 2 milyon lira…

Hayvanat hapishaneleri hayvanlar için bir tutsaklık merkezi, belediyeler için ise, cazibe merkezidir. Benzer hapishaneler maalesef Ankara, Aydın, Kayseri, Konya gibi kentlerde de belediyelerce hala yapım aşamasında ya da yapılmış bitmiş bile.

Daha kapılarının önündeki sahipsiz kedi, köpek, eşekler, atlar için bile veteriner, ambulans hizmeti vermezken, yaban hayvanlarını demir kafes ardına koyup sergilemek modern dünyada artık kabul edilmiyor.

Ya yurt dışından siparişle penguen ithal etmek?

Akıl alır gibi değil. Hiçbir insan aklına bunu açıklayamazsınız.

Bu kadar parayı heba etmek?

O zaman sorma sırası HAYTAP'a geliyor. Hayvanlara değil de bu paraları insanlara yatırım yapın. Hastane yapın , okul yapın, kütüphane, müze yapın, tiyatro salonları yapın. Hayvanların tutsaklığı üzerinden cazibe merkezi yaratmak, onları bir koleksiyonun parçası gibi toparlayıp tür sayısı ile övünerek belediyecilik dünyanın neresinde kaldı?

Penguenin doğal ortamını sağlamak için harcanacak paralar, uzmanlık dalı penguenler olan veteriner hekimler bulmak… İnanılacak iş değil. Eski parayla neredeyse 2 trilyon lira.

Eskişehir Belediyesi bu hayvanların tutsaklıkta doğdukları bahanesi ile utanmadan ihaleye çıkıyor. Tüm randevu taleplerimizi iyi niyetli görüşmelerimizi, sorun çıkmadan önce olası sorunları önlemek için görüşme çağrılarımızı makamın getirdiği kudretle padişah edasıyla reddediyor. Çünkü bu ülkede hangi siyasi parti olursa olsun, bu işe gönlünü vermiş 'know how'ı olan STÖ'lere asla kıymet vermiyor. Herkes kendi aklını beğeniyor. Herkes seçilmişliğin ya da atanmışlığın getirmiş olduğu kudret ile kendi aklının en iyi olduğunu dayatmak istiyor. Güç zehirlenmesi ile Anadolu'nun ortasına penguen bile getiriyor.

Artık olan olmuş, penguenler Eskişehir'e de gelmiş durumda. Bu dakikadan sonra yapılacak iş, artık sayın Eskişehir Belediye Başkanının yaptığı bu hata nedeniyle açıkça özür dilemesi. Eğer o özür dilemezse, yapım aşamasında olan Aydın Belediyesi de aynı hatalı yoldan ilerleyip maymunları, aslanları getirecek; Ankara Büyükşehir Belediyesi, kutup ayısını Svalbard'dan Ankara'nın 40 derece sıcağına getirip çekinmeden sergileyecek.

Sevgileri tutsak ederek, onların zaten demir kafesler ardında doğduğuna kendinizi toplu ikna ederek, bu dünyada acı çekmeden yaşayabileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Hayvanlara huzur ve mutluluk vermeyen hiçbir toplum kendisi de huzuru bulamayacaktır.


Haytap Yönetim Kurulu Başkanı


Kaynak : CNN TURK



 

Göreceksiniz.İnanılacak gibi değil. Aziz Nesin'lik bir olay sanki. Türkiye'nin birçok önemli projesine el atmış Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir halkı görüp beğensin diye önce hayvanat hapishanesi kuruyor, sonra da buraya tanesi 165 bin liradan 10 adet penguen siparişi veriyor.

metin boyutu
metni yazdır
Dile kolay toplamda yaklaşık 2 milyon lira…

Hayvanat hapishaneleri hayvanlar için bir tutsaklık merkezi, belediyeler için ise, cazibe merkezidir. Benzer hapishaneler maalesef Ankara, Aydın, Kayseri, Konya gibi kentlerde de belediyelerce hala yapım aşamasında ya da yapılmış bitmiş bile.

Daha kapılarının önündeki sahipsiz kedi, köpek, eşekler, atlar için bile veteriner, ambulans hizmeti vermezken, yaban hayvanlarını demir kafes ardına koyup sergilemek modern dünyada artık kabul edilmiyor.

Ya yurt dışından siparişle penguen ithal etmek?

Akıl alır gibi değil. Hiçbir insan aklına bunu açıklayamazsınız.

Bu kadar parayı heba etmek?

O zaman sorma sırası HAYTAP'a geliyor. Hayvanlara değil de bu paraları insanlara yatırım yapın. Hastane yapın , okul yapın, kütüphane, müze yapın, tiyatro salonları yapın. Hayvanların tutsaklığı üzerinden cazibe merkezi yaratmak, onları bir koleksiyonun parçası gibi toparlayıp tür sayısı ile övünerek belediyecilik dünyanın neresinde kaldı?

Penguenin doğal ortamını sağlamak için harcanacak paralar, uzmanlık dalı penguenler olan veteriner hekimler bulmak… İnanılacak iş değil. Eski parayla neredeyse 2 trilyon lira.

Eskişehir Belediyesi bu hayvanların tutsaklıkta doğdukları bahanesi ile utanmadan ihaleye çıkıyor. Tüm randevu taleplerimizi iyi niyetli görüşmelerimizi, sorun çıkmadan önce olası sorunları önlemek için görüşme çağrılarımızı makamın getirdiği kudretle padişah edasıyla reddediyor. Çünkü bu ülkede hangi siyasi parti olursa olsun, bu işe gönlünü vermiş 'know how'ı olan STÖ'lere asla kıymet vermiyor. Herkes kendi aklını beğeniyor. Herkes seçilmişliğin ya da atanmışlığın getirmiş olduğu kudret ile kendi aklının en iyi olduğunu dayatmak istiyor. Güç zehirlenmesi ile Anadolu'nun ortasına penguen bile getiriyor.

Artık olan olmuş, penguenler Eskişehir'e de gelmiş durumda. Bu dakikadan sonra yapılacak iş, artık sayın Eskişehir Belediye Başkanının yaptığı bu hata nedeniyle açıkça özür dilemesi. Eğer o özür dilemezse, yapım aşamasında olan Aydın Belediyesi de aynı hatalı yoldan ilerleyip maymunları, aslanları getirecek; Ankara Büyükşehir Belediyesi, kutup ayısını Svalbard'dan Ankara'nın 40 derece sıcağına getirip çekinmeden sergileyecek.

Sevgileri tutsak ederek, onların zaten demir kafesler ardında doğduğuna kendinizi toplu ikna ederek, bu dünyada acı çekmeden yaşayabileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Hayvanlara huzur ve mutluluk vermeyen hiçbir toplum kendisi de huzuru bulamayacaktır.

Göreceksiniz.İnanılacak gibi değil. Aziz Nesin'lik bir olay sanki. Türkiye'nin birçok önemli projesine el atmış Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir halkı görüp beğensin diye önce hayvanat hapishanesi kuruyor, sonra da buraya tanesi 165 bin liradan 10 adet penguen siparişi veriyor.

metin boyutu
metni yazdır
Dile kolay toplamda yaklaşık 2 milyon lira…

Hayvanat hapishaneleri hayvanlar için bir tutsaklık merkezi, belediyeler için ise, cazibe merkezidir. Benzer hapishaneler maalesef Ankara, Aydın, Kayseri, Konya gibi kentlerde de belediyelerce hala yapım aşamasında ya da yapılmış bitmiş bile.

Daha kapılarının önündeki sahipsiz kedi, köpek, eşekler, atlar için bile veteriner, ambulans hizmeti vermezken, yaban hayvanlarını demir kafes ardına koyup sergilemek modern dünyada artık kabul edilmiyor.

Ya yurt dışından siparişle penguen ithal etmek?

Akıl alır gibi değil. Hiçbir insan aklına bunu açıklayamazsınız.

Bu kadar parayı heba etmek?

O zaman sorma sırası HAYTAP'a geliyor. Hayvanlara değil de bu paraları insanlara yatırım yapın. Hastane yapın , okul yapın, kütüphane, müze yapın, tiyatro salonları yapın. Hayvanların tutsaklığı üzerinden cazibe merkezi yaratmak, onları bir koleksiyonun parçası gibi toparlayıp tür sayısı ile övünerek belediyecilik dünyanın neresinde kaldı?

Penguenin doğal ortamını sağlamak için harcanacak paralar, uzmanlık dalı penguenler olan veteriner hekimler bulmak… İnanılacak iş değil. Eski parayla neredeyse 2 trilyon lira.

Eskişehir Belediyesi bu hayvanların tutsaklıkta doğdukları bahanesi ile utanmadan ihaleye çıkıyor. Tüm randevu taleplerimizi iyi niyetli görüşmelerimizi, sorun çıkmadan önce olası sorunları önlemek için görüşme çağrılarımızı makamın getirdiği kudretle padişah edasıyla reddediyor. Çünkü bu ülkede hangi siyasi parti olursa olsun, bu işe gönlünü vermiş 'know how'ı olan STÖ'lere asla kıymet vermiyor. Herkes kendi aklını beğeniyor. Herkes seçilmişliğin ya da atanmışlığın getirmiş olduğu kudret ile kendi aklının en iyi olduğunu dayatmak istiyor. Güç zehirlenmesi ile Anadolu'nun ortasına penguen bile getiriyor.

Artık olan olmuş, penguenler Eskişehir'e de gelmiş durumda. Bu dakikadan sonra yapılacak iş, artık sayın Eskişehir Belediye Başkanının yaptığı bu hata nedeniyle açıkça özür dilemesi. Eğer o özür dilemezse, yapım aşamasında olan Aydın Belediyesi de aynı hatalı yoldan ilerleyip maymunları, aslanları getirecek; Ankara Büyükşehir Belediyesi, kutup ayısını Svalbard'dan Ankara'nın 40 derece sıcağına getirip çekinmeden sergileyecek.

Sevgileri tutsak ederek, onların zaten demir kafesler ardında doğduğuna kendinizi toplu ikna ederek, bu dünyada acı çekmeden yaşayabileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Hayvanlara huzur ve mutluluk vermeyen hiçbir toplum kendisi de huzuru bulamayacaktır.

Göreceksiniz.İnanılacak gibi değil. Aziz Nesin'lik bir olay sanki. Türkiye'nin birçok önemli projesine el atmış Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir halkı görüp beğensin diye önce hayvanat hapishanesi kuruyor, sonra da buraya tanesi 165 bin liradan 10 adet penguen siparişi veriyor.
metin boyutu
metni yazdır
Dile kolay toplamda yaklaşık 2 milyon lira…
Hayvanat hapishaneleri hayvanlar için bir tutsaklık merkezi, belediyeler için ise, cazibe merkezidir. Benzer hapishaneler maalesef Ankara, Aydın, Kayseri, Konya gibi kentlerde de belediyelerce hala yapım aşamasında ya da yapılmış bitmiş bile.
Daha kapılarının önündeki sahipsiz kedi, köpek, eşekler, atlar için bile veteriner, ambulans hizmeti vermezken, yaban hayvanlarını demir kafes ardına koyup sergilemek modern dünyada artık kabul edilmiyor.
Ya yurt dışından siparişle penguen ithal etmek?
Akıl alır gibi değil. Hiçbir insan aklına bunu açıklayamazsınız.
Bu kadar parayı heba etmek?
O zaman sorma sırası HAYTAP'a geliyor. Hayvanlara değil de bu paraları insanlara yatırım yapın. Hastane yapın , okul yapın, kütüphane, müze yapın, tiyatro salonları yapın. Hayvanların tutsaklığı üzerinden cazibe merkezi yaratmak, onları bir koleksiyonun parçası gibi toparlayıp tür sayısı ile övünerek belediyecilik dünyanın neresinde kaldı?
Penguenin doğal ortamını sağlamak için harcanacak paralar, uzmanlık dalı penguenler olan veteriner hekimler bulmak… İnanılacak iş değil. Eski parayla neredeyse 2 trilyon lira.
Eskişehir Belediyesi bu hayvanların tutsaklıkta doğdukları bahanesi ile utanmadan ihaleye çıkıyor. Tüm randevu taleplerimizi iyi niyetli görüşmelerimizi, sorun çıkmadan önce olası sorunları önlemek için görüşme çağrılarımızı makamın getirdiği kudretle padişah edasıyla reddediyor. Çünkü bu ülkede hangi siyasi parti olursa olsun, bu işe gönlünü vermiş 'know how'ı olan STÖ'lere asla kıymet vermiyor. Herkes kendi aklını beğeniyor. Herkes seçilmişliğin ya da atanmışlığın getirmiş olduğu kudret ile kendi aklının en iyi olduğunu dayatmak istiyor. Güç zehirlenmesi ile Anadolu'nun ortasına penguen bile getiriyor.
Artık olan olmuş, penguenler Eskişehir'e de gelmiş durumda. Bu dakikadan sonra yapılacak iş, artık sayın Eskişehir Belediye Başkanının yaptığı bu hata nedeniyle açıkça özür dilemesi. Eğer o özür dilemezse, yapım aşamasında olan Aydın Belediyesi de aynı hatalı yoldan ilerleyip maymunları, aslanları getirecek; Ankara Büyükşehir Belediyesi, kutup ayısını Svalbard'dan Ankara'nın 40 derece sıcağına getirip çekinmeden sergileyecek.
Sevgileri tutsak ederek, onların zaten demir kafesler ardında doğduğuna kendinizi toplu ikna ederek, bu dünyada acı çekmeden yaşayabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
Hayvanlara huzur ve mutluluk vermeyen hiçbir toplum kendisi de huzuru bulamayacaktır.
Göreceksiniz.

Son Güncelleme ( Cuma, 17 Şubat 2017 16:30 )

Siz seçim derdindeyken katırlar hala öldürülüyor

Siz seçim derdindeyken katırlar hala öldürülüyor
Yaklaşık bir aydır süren zulüm, katırlar için henüz sona ermedi. Yöre halkının gerektiğinde bazen ambulansı, arabası, çeyiz sandığını taşıyan yüklüğü, bazen de yoldaşı olan bu fakir fukara katırlar, hala ateş altında.

Uludere’de "kaçakçılığa gitti" bahanesiyle zavallı hayvanlar hala yaylım ateşi altında tutuluyor. Öyle ki, sanki bu hayvanlar devleti soydu, bir çocuğa/kadına tecavüz etti ya da gasp yapıp insanları sürükleye sürükleye öldürdü! İnsaf!

Katır ne anlar kaçakçılıktan, Türklükten, Kürtlükten?

Geçen akşam, katırların bir çoğuna açılan ateş sonucunda zavallı hayvanların ağır yaralandığı haberleri kulağımıza gelmeye başladı. Askerlerin açtığı ateş sonucunda, hayvanların çoğu ulaşılamayan bölgelerde ayaklarından yaralanmış ve yürüyemiyorlarmış. Zavallı hayvanlar, o soğuk havada can çekişerek ölümü bekliyorlar.

Suçlu olarak gördükleri halka ceza vermek için sahip oldukları zavallı katırları kullanan zihniyet, tıpkı apartmanda şehirli komşunun sevmediği bir diğer komşusunun köpeğini tahliye ettirmeye çalışan adamla aynı zihniyette gibi...

Halk televizyonlar karşısında kitlenmiş, "kim milletvekili olacak?" diye hayallere dalarken, ülkenin gözlerden uzak bu ayıbı dağlarda can çekişerek yetkililerin insafa gelmesini bekliyor.

Tarım Bakanlığı ve Şırnak Valiliği kaçakçılığı bahane ederek katırlar için ölüm kararını veriyor. Daha önce de söylediğimiz bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Madem zavallı hayvanların sahipleri suç işliyor, suçluları cezalandırmak için bu hayvanlardan ne istiyorsunuz? Hayvanlar acı çekeceklerine, olay yerinden uzak bir Anadolu köyüne gönder hepsini en azından ordaki köylüler sahiplenir ve iyi bakarlar bu hayvanlara. Çok mu zor bunu yapmak?

Bu topraklar kan görmek istiyor. Buna karar verenler zekasıyla bulamadıkları çözümü parmağının ucundaki tetikle sonlandırabileceğini düşünüyorlar. İşte insanların içindeki nefret ve öfkeyi bu olay daha çok kamçılıyor. 

Göz göre göre acılı ölüm bu kadar kolay mı?
İnanmazsınız belki ama yaralanan hayvanların bazıları yollarını bulup tek başlarına kasabaya kadar gelebiliyorlar. Peki ya yürüyemeyecek olanlar, yardım bekleyenler ya da uçurumdan metrelerce aşağı düşenler? Onların ne suçu var? Göz göre göre acılı ölüm bu kadar kolay mı? 

Tarım Bakanlığı morfolojik olarak uygunsuz bulduğu hayvanları, Anadolu’nun yapısına aykırı ilan ediyor ve bu nedenle bilimsel açıdan dünyaya rezil oluyor. Bu karara imza atmasının altında yatan neden ise suçlulardan intikam almak.

Gümrük Bakanlığı konu hakkında "tereddütsüz ölüm" derken, İçişleri Bakanlığı ise "kaçakçılıkla mücadelede kaçınılmaz zayiat" bahanesini bulup kapatıyor konuyu. 

Bazı insanlar da diyecek ki şimdi "insanlar ölüyor siz ne için uğraşıyorsunuz?". Fakat biz insanlar ölsün demiyoruz ki zaten, sadece "suçsuz hayvanların hayatını bile umursamadığımız için insanlar ölüyor" diyoruz.

O katırlar ki, köylerde nice kadını düğün alayı eşliğinde yeni hayatlarına, hayat verdikleri çocuklarını doğurmaları için hastaneye taşıdı. Kimi zaman ise sofraya ekmek koymaları için insanları sınır yolculuğuna çıkardı. Ve gerektiğinde IŞİD’in zulüm ettiği ve yaktığı insanlarla aynı kaderi paylaşmak istemeyen insanları sınırlardan yeni hayatlarına taşıdı. O zavallı hayvanlar, dört yıl önce olan bir bombalama ardından aralarında çocukların da bulunduğu 34 insanı sınırdan taşıdığını da biliyor muydunuz? Yani ambulans bile yollamaya tenezzül etmeyen devletin ayıbını taşıdıklarını... Kürt, Türk, Ezidi, Türkmen vs. herhangi bir millet ya da ırk ayrımı barındırmaksızın insanları sırtlandıklarını ve ve bazen de annelere evlatlarının parçalarını getirdiklerini...

Peki biz ne yapıyoruz bu hayvanlara? Hala ateş açtırıyoruz...

Bakanlığın ve Valiliğin almış olduğu bu karardan ellerine vicdanlarına götürerek rücu etmesini bekliyoruz. Siyasetin de üstünde ses çıkartıp o hayvanların sesi olmaya çalışıyoruz. Ve siz bu satırları okurken, köylülerin iddiasına göre zavallı bir katır hala sıfır noktasında “No Man’s Land” denilen bir yerde yaralar içinde yardım bekliyor. Yok mu hala parti başkanın ağzına bakmaktan başka bir işi olmayan bir milletvekili adayı ya da gidip onları oradan alıp kurtaracak? Yetmedi mi bu kadar “canların” acısı?

Av. Ahmet Kemal Şenpolat

HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu Hukuk Danışmanı

 

Son Güncelleme ( Cuma, 13 Mayıs 2016 11:44 )

Sayfa 1 > 27

opencart tema opencart temaları