Deney Maddesinin İptali İçin Haytap Tarafından Açılan Dava

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

Hayvan deneylerinin özellikle sokak hayvanları üzerinde uygulanmasına ilişkin dava yönetmelik çıktıktan onbeşgün içinde hemen tarafımızca açılmıştır. Merak edenler için dava dilekçesi ve gerekçeleri aşağıdadır.

( Bilmeyenler için , daha önceden danıştayda dava açtığımı kendi profilimde duyurmuştum. )

YÜRÜTMENİN DURDURMASI 
VE DURUŞMA İSTEMLİDİR

D A N I Ş T A Y SAYIN B A Ş K A N L I Ğ I N A

GÖNDERİLMEK ÜZERE

ISTANBUL NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

DAVACILAR : 1- HAYTAP

2- AHMET KEMAL ŞENPOLAT ( ASALETEN )

( DERNEK )
VEKİLİ : Av. Ahmet Kemal Şenpolat 
( Adres Antettedir )

DAVALI : TC ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI
Söğütözü Cad. No:14/E Beştepe 06560 Yenimahalle - ANKARA

Konusu : TC Orman ve Su İşleri Bakanlığının 15.02.2014 tarihinde 28914 sayılı resmi gazetede yayınlanan HAYVAN DENEYLERİ ETİK KURULLARININ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK in 11. Maddesinin b fıkrasının 8-9 ve 10 numaralı alt başlıklı maddeleri ile yine aynı yönetmeliğin 11. Maddenin c fıkrasının ikinci cümlesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemi.

DAVA KONUSU :

1- Çevre ve Hayvan Hakları konusunda bir Sivil toplum örgütü olarak çalışan müvekkil federasyon çevrenin, doğanın , ekosistem içindeki hayvanların haklarının korunması ve özellikle sahipsiz hayvanların yaşamlarını daha rahat bir şekilde idame ettirebilmesi için yurt çapında çalışmalarda bulunmaktadır.

Ek 1 : Dernek tüzüğü ve yönetim kurulu kararı

2- İşbu davayı aynı zamanda gerçek kişi davacı olarak açtığımı da özellikle sayın yüce daireye belirtmek isterim. Yıllardır hayvan hakları konusunda çalışan bir hukukçu olarak ve Türkiye’de bir çok derneği çatısı altında bulunduran HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu ‘nun kurucu başkanı , İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonun yine kurucu avukat başkanı olarak yıllardır bu konuda emek sarfeden birisi olarak bu davayı açmakta hukuki yararım olduğunu ve Danıştay yüce dairesinin olası “ehliyetsizlik” nedeniyle davayı vekili olduğum tüzel kişilik açısından reddetmesi halinde gerçek kişi olarak değerlendirmesi nedeniyle açmış bulunuyorum.

3- Davalı TC Orman ve Su İşleri Bakanlığının 15.02.2014 tarihinde 28914 sayılı resmi gazetede yayınlanan HAYVAN DENEYLERİ ETİK KURULLARININ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELiĞi yayınlamıştır.

4- İptalini istediğimiz Bu yönetmeliğin 11. Maddesinin b fıkrasının 8-9 ve 10 numaralı alt 
başlıklı maddeleri ile yine 11. Maddenin c fıkrası şu şekilde yönetmelikte düzenlenmiştir ( koyu harfli ) :

Deney hayvanları
MADDE 11 – (1) HADYEK’in çalışmalarında kullanılacak hayvanlara ilişkin hususlar:
a) Deney hayvanları üzerinde yapılacak tüm prosedürlerin HADYEK tarafından onaylanmış olması zorunludur.
b) HADYEK tarafından yapılan düzenlemelere uygun olarak alınmış bir genel veya özel istisna olmadıkça, deneylerde kullanılacak;
1) Fare (Mus musculus),
2) Sıçan (Rattus norvegicus),
3) Kobay (Cavia pocellus),
4) Suriye (altın) hamsteri (Mesocricetus auratus),
5) Çin hamsteri (Cricetulus griseus),
6) Moğolistan gerbili (Meriones unguiculatus),
7) Tavşan (Oryctolagus cuniculus),

8) Köpek (Canis familiaris),
9) Kedi (Felis catus),
10) İnsan dışı primatların bütün türleri

11) Kurbağa [Xenopus (laevis, tropicalis), Rana (temporaria, pipiens)],
12) Zebra balığı (Danio rerio),
türlerinin ve deneyde kullanılacak tüm hayvanların kayıtlı yasal deney hayvanı üreticisi ve tedarikçilerinden alınmış olması şartı aranır.

c) Kedi, köpek gibi evcil türlerin sokakta başıboş olanları, deneylerde kullanılmaz. Ancak, hayvanların sağlık ve refahı ile ilgili çalışmalara ihtiyaç duyulması, çevre, insan ve hayvan sağlığına karşı ciddi tehlike oluşturması ve çalışmanın amacının sadece başıboş hayvan kullanılarak gerçekleştirilebileceğine dair bilimsel gerekçeler sunulması hallerinde bu hayvanlar deneylerde kullanılabilir.

Ek 2 : 15.02.2014 tarihinde 28914 sayılı resmi gazetede yayınlanan HAYVAN DENEYLERİ ETİK KURULLARININ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİği Resmi Gazetede yayınlanan yönetmelik metni

A- İPTAL KONUSU YÖNETMELİĞİN İLGİLİ MADDESİNE HUKUKİ GEREKÇELERİ :

1- Söz konusu yönetmeliğin 11. Maddesinin c fıkrası deneylerde sokaktaki kedi köpek gibi başıboş hayvanların yasaklamakla beraber ikinci fıkrası büyük bir istisna hükmü getirerek bu hayvanların deneylerde kullanılmasını sağlamaktadır

2- Tüm bilim çevreleri tarafından bilinmektedir ki , deneylerden bilimsel bir sonuç alınabilmesi için eldeki denek hayvanlarının belirli ve kontrollü bir üretim çiftliğinden , geçmişleri , şecereleri , geçirdikleri hastalıklar , yaşları , maruz kaldıkları ortam gibi bir çok değişkenin bilim insanları tarafından bilinmesi ile mümkündür. Yani sokakta yaşayan , üzerinde herhangi bir mikrochip dahi olmayan , yani geçmişi hakkında detaylı bir veriye sahip olmadığınız hayvanı deney gibi acılı bir sürece tabi tutmak ve sonunda müsbet bir sonuç almak mümkün değildir. Burada bakanlığın amacı zaten deney için bu hayvanları kurtarmak değil , kısırlaştırma yoluyla ya da petshoplar veya kaçak üretim çiftlilkeri , merdiven altı üretimler , internet dünyasının hayvan satışının engellenmemesi nedeniyle başa çıkamadığı popülasyonu eritme çabası olduğu açıktır.

Yönetmeliğin taslak halindeki ilk aşamasında sokaktaki hayvanlar deneye konu olmayacağı yazdığı halde sonradan nedense kedi ve köpeklerin “ bilimsel fayda sağlaması halinde” gibi çok göreceli bir kavramla ve dünya literatüründe kabul edilmeyen bir bakış açısıyla istisnası genişletilmiştir.

Özellikle sahipsiz hayvanların bu gerekçe doğrultusunda ve yasal kılıf hazırlanarak yok edilmeye çalışması bu konuda çalışan gerek şahsım gerekse müvekkili olduğum davacı dernek ve bir çok sivil toplum örgütleri tarafından kabul edilebilecek boyutta değildir. Söz konusu kararın aşağıda açıklayacağımız gerekçeler ışığında iptalinde yakın menfaat ilişkisi vardır

Diğer yandan , insan nüfusunun giderek artması , eko sistemin tam anlamıyla idari makamlarca korunamaması gerek su havzaların , gerekse doğal kaynakların yok olmasına neden olduğu sayın mahkemenizce de malumdur. Böyle bir ortamda zaten söz konusu kendisini koruyamayacak hayvanların yaşaması , barınması pratik olarak zorken , üstüne üstlük ARGE sistemi , bilimsel altyapı çalışmaları gelişmemiş ülkemizde ve hatta sokak hayvanları üzerinde hiç deney yapılmadığı ve hayvanlarla ilgili ilaçların ve besinlerin nerdeyse büyük bir kısmının yurtdışından ithal edildiği ülkede deney yapacağı iddia edilen böyle bir işlem kabul edilemez. Niteliği itibarıyla pet hayvanı olan ( kedi ve köpekler ) deney nedeniyle kalacakları acı , memeli hayvan olmaları , insan sinir sistemine en yakın hayvan olmaları nedeniyle çekmiş olduğumuz acıdan farklı değildir. Üstelik bu deneyler tıp biliminden çok yine kedi ve köpek hayvanlarının ıslahı için yapılmaktadır. Yani insanlar için faydalı olabilecek bir ilaç ya da çalışmanın kedi köpekler üzerinde müsbet sonuç vermesi mümkün değildir. Bunu tüm bilim çevreleri kabul etmektedir. Gerekirse sayın mahkemeden bu konuda çalışan kurumlardan bilimsel görüş almak ve bilirkişi incelemesi yapılmasın talep ediyoruz. Örneğin sayın mahkeme bu uygulama ve konu hakkında Ankara Üniversitesi Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulundan bilirkişi rapor alabilir.

3- Sokak hayvanları ve yabani hayvanların kaynakları bilinmiyorsa ya da yakalama ve yerleştirme esnasında hayvanlarda stres artırılacaksa genel bir kural olarak bu hayvanların kullanılmaması gerektiğini söylüyor

Sokaklarımızda sosyalleşmiş yaşama şansı giderek azalan bu canlıların bu vesile ile devlet eli ile deney bahanesi ile öldürülmelerini teşvik etmek , bizden sonraki kuşaklara türleri yok olmuş , ancak televizyonlarda ve kitaplarda fotoğrafları görülebilecek bir kuşak bırakmaya neden olmaktadır.

4- Söz konusu Yönetmeliğin 24 Haziran 2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun 9 uncu ve 17’nci maddelerine dayanılarak ve 2010/63/EU sayılı Bilimsel Amaçlarla Kullanılan Hayvanların Korunmasına İlişkin Avrupa Birliği Direktifine paralel olarak hazırlandığı bildirilmiştir. Halbuki, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun 6. Maddesinde yer alan “Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması” başlığı altında sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi, bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması ve müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esas tutulmuştur. Yine, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa dayanarak 12 Mayıs 2006 tarih ve 26166 sayılı resmi gazetede çıkarılan Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliğinde de, söz konusu hükümler ayrıntılandırılarak Kanunun uygulanabilirliği sağlanmıştır. Her iki yasal metinde de açıkça ifade edildiği üzere sahipsiz ve başıboş kedi ve köpeklerin koruma altına alınması sağlanmıştır. Ancak, “Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik”in içerdiği hükümler göz önüne alındığında gerek Hayvanları Koruma Kanunu gerekse Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliğinin sahipsiz kedi ve köpeklerin koruma altına alınmasını sağlayan hükümleri tamamen ihlal edilmiştir.

5- Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin deney hayvanları ile ilgili yürürlüğe giren mevzuat uyarınca deney hayvanlarının refahı ve söz konusu deneylerin güvenilirliğine temel oluşturan bilimsel protokollerle ilgili düzenlemelere de aykırı bir zemin oluşturulduğu görülmektedir. Şöyle ki, gerek merkezi etik kurullar gerekse yerel etik kurulların kuruluşlarına temel oluşturan 3R ilkesi gereğince deney sırasında çevresel faktörleri en aza indirmek ve deney materyalini standardize etmek suretiyle deneylerin güvenilirliğini sağlamak zorunlu tutulmuştur. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de deney hayvanları ile ilgili mevzuat gereğince deneylerde kullanılan hayvan kaybının en alt düzeye indirilmesi ve gereksiz yere hayvan kullanımının engellenmesi için gerekli düzenlemeler şart tutulmuş, deney malzemesi olarak kullanılan hayvanların belirli bir üretici tedarikçi olarak yetkili kılınan firma ve kuruluşlardan elde edilmesi öngörülmüştür. Bu amaçla Türkiye’nin birçok yerinde Deney Hayvanları Uygulama ve Araştırma Merkezleri kurulmuştur. Bu merkezler, deney hayvanlarını etkileyebilecek çevresel faktörleri minimuma indirerek belirli bir standardizasyon sağlarken bilimsel araştırmaların güvenilirliğini arttırarak gereksiz yere hayvan kullanımını ve hayvan kayıplarını önlemektedir. Çevresel faktörlerin kontrol edilmesi ve hayvan deneklerin standardizasyonu bilimsel araştırma sonuçlarında görülen çeşitliliği de azaltmaktadır. Böylelikle 15 Şubat 2014 tarihinde yayımlanan Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik hükümleri gereğince bilimsel araştırmalarda başı boş kedi ve köpeklerin deney hayvanı olarak kullanılması durumunda deney materyali açısından zorunlu kılınan standardizasyonun sağlanamayacağı, bu hayvanların yetkili kılınan üretici tedarikçi firma ve kuruluşlarda barındırılması durumunda ise 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa tamamen aykırı hareket edileceği aşikardır.

6- Diğer taraftan Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik’te yer alan “çalışmanın amacının sadece başıboş hayvan kullanılarak gerçekleştirilebileceğine dair bilimsel gerekçeler sunulması hallerinde bu hayvanlar deneylerde kullanılabilir” ifadesi ile başıboş, sahipsiz kedi ve köpeklerin deneylerde kullanılması şarta bağlanarak, kontrol altına alınmaya çalışılmışsa da, bilimsel gerekçelerin bir standarda oturtulamayacağı, özellikle maliyet ve zaman faktörü başta olmak üzere imkanlar dahilinde değişiklikler göstereceği göz önüne alındığında bu koşulların söz konusu hayvanların korunması açısından yeterli bir dayanak oluşturamayacağı açıktır. Nitekim, 3R kuramının ana ilkesini oluşturan Replacement (Başka Şey Kullanma) ilkesi uyarınca deneylerde gelişmiş sinir sistemine sahip hayvanların yerine daha az duyarlı olanların ya da başka materyalin kullanılması öngörülmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde Yönetmeliğin ilgili hükümlerinin hayvanların refahı ve korunması ile ilgili yasal metinlerin yanı sıra hem bilimsel araştırmalarda faaliyet gösteren –başta merkezi ve yerel etik kurullar olma üzere- ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından benimsenerek ortaya konan ilkelere hem de bu konuda çıkarılan yasal düzenlemelere uygunluk göstermemektedir.

B- HAYVAN DENEYLERİNDEN ELDE EDİLEN SONUÇLAR VE YANLIŞ ÇALIŞMALAR :

Deneylerde hayvanlar acı, üzüntü çekmekte, hatta kalıcı hasarlar görmektedirler.Tıp biliminin en önemli amacı insan sağlığını korumak olup bu alandaki gelişmelerin önünü açmak gerekir. Ancak uygulama alanı insan olan bu bilimin uygulamalarının da kontrolsüz bırakılmaması asıldır. Hayvanlar üzerinde yapılan ve acı veren, büyük bir bölümü de acılı ölümle sonuçlanan deneyler insan aklının alamayacağı kadar çok ve çeşitlidir. Tıp dünyasının içinde olmayan, laboratuarlarda çalışmayan birçok insan kendi gözleriyle görmediği bu çalışmaları hayal bile edemez. Bu yöntemlerin yanına her gün sayısız yeni yöntemler de eklenmektedir.

Klasik olarak en bilinenleri elektrik akımı verme, yakma, felç etme, gaz verme, kör etme, zehirleme, aç, susuz ve uykusuz bırakma, deri yüzme, beyine hasar verme, göze ve deriye ilaç sürme, kimyasal madde ve kozmetik püskürtme, beyine iğne ile ilaç verme, hastalık bulaştırma, damarlardan kan boşaltma, ameliyatla parçalama, radyasyon verme, zorla besleme, gözkapaklarını dikme, vücudun çeşitli organları üzerinde her türlü kimyasal ve fiziksel uygulama yapma olarak sıralanabilir.

Genelde deney denilince kobay olarak kullanılan fareler ve bunlar üzerinde yapılan basit çalışmalar akla gelir. Ancak yukarıda sayılanlar her ay binlerce hayvanın telef edilmesine neden olan zulüm ve işkencelerden bazılarıdır.Deneyleri sadece üniversiteler değil, aynı zamanda kozmetik ve ilaç sanayii için çalışan özel kuruluşlar da yapmaktadır.

Her ne kadar dava konusuna neden olan yönetmelikte bahsi geçen hayvanlar deney maddesi altında yazılmışsa da burada şunu tekrar vurgulamak isteriz. Buradaki sonuç elde edilen çalışmalar yine hayvanlar üzerinde yapılacaktır. Yani tıp alanındaki bilimden çok veterinerlik alanında yapılacak çalışmalara yönelik ya da ticari gelir beklentisi ile yapılacak deneylerdir. Bunun yolunun da en azından sokaktaki başıboş hayvanlar ya da maymunlara izin vererek gerçekleşmesi ne vicdanen ne de hukuken kabul edilemez.

C- TEMEL YASAYA VE DİĞER MEVZUATA AYKIRILIK :

Gerek 5199 sayılı hayvanları koruma kanunu gerekse bu kanunun ilgili yönetmeliği hayvanların korunması için sıkı hükümler içerirken , yönetmeliğin yasaya ( hatta anayasaya ) aykırı bir düzenleme getirmesi mümkün değildir.

5199 sayılı hayvanları koruma kanunu, hayvan deneyleri konusunda şöyle demektedir:

MADDE 9. - Hayvanlar bilimsel olmayan teşhis, tedavi ve deneylerde kullanılamazlar. 
Tıbbi ve bilimsel deneylerin uygulanması ve deneylerin hayvanları koruyacak şekilde yapılması ve deneylerde kullanılacak hayvanların uygun biçimde bakılması ve barındırılması esastır. 
Başkaca bir seçenek olmaması halinde, hayvanlar bilimsel çalışmalarda deney hayvanı olarak kullanılabilir.
Hayvan deneyi yapan kurum ve kuruluşlarda bu deneylerin yapılmasına kendi bünyelerinde kurulmuş ve kurulacak etik kurullar yoluyla izin verilir.

Görüldüğü üzere bilimsel olması kaydıyla hayvanlar üzerinde deney yapmak, üniversiteler bünyesinde kurulacak bir etik kurulun izin vermesi halinde mümkün olmaktadır. Durum, bilimsel kurul dediğimiz etik kurulun vicdani kanaatine kalmıştır.. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, deneyler sadece üniversite gibi bilim merkezlerinde değil, çeşitli özel sektör kuruluşlarında, özellikle kozmetik ve ilaç yan sanayi içinde de gözlerden ırak yerlerde yapılmaktadır. Türkiye’de bilim araştırmaları henüz “gelişmiş” Batı düzeyinde olmadığı için bu deneyler açıkçası oradaki kadar yoğun değildir ama yine de yapılmaktadır.

Bilimsel amaç adı altında özellikle okullarda, sonuca varılmış bir vaka için tekrar tekrar her yıl aynı çalışmaları yapmak, zaten ispatlanmış bir teoremi tekrar tekrar öğrencilere gösterip buna da deney demek kabul edilebilir bir şey değildir.

Sinir sistemi daha gelişmiş olan yönetmeliğin ilgili maddesinin ilgili fıkrasında belirtilen kuyruklu primatlar ya da sokak kedi ve köpekleri olduğunda , zincirin bu üst seviyesine gelene kadar diğer daha aşağı kategorideki hayvanların tercihi söz konusu olmalıdır. Yani aynı sonuç örneğin bir kobay ya da hamster üzerinde alınabilecekse ya da alternatif metodlarla sonuca bağlanabilecekken , bilimsel yolla sonuç alınamayacağı biline biline yönetmeliğe bu hayvanların koyulması hukuki ve bilimsel mesnetten yoksundur.

D- SÖZ KONUSU HAYVANLARIN KULLANIMI İLE İLGİLİ ALTERNATİF ÇÖZÜMLER İLE İLGİLİ BİLİMSEL GÖRÜŞLER :

Hayvanların deneylerde kullanılmasının insanlara gerçekten fayda sağladığı ya da sağlık sorunlarımızı çözmek için hayvanları kullanmamızın en etkili yöntem olduğu son derece tartışmalıdır. Öte yandan bilim insanlarının hayvanlar üzerinde yapmış oldukları deneylerin çok büyük kısmı şirketlere ya da fon derdindeki üniversitelere hizmet etmek ve özellikle bu yönetmeliğin tamamı insan tıbbı için değil hayvan veterinerlik hizmeti içindir.

İnsanların kullanımı için yapılan hayvan testleri bugün dünya üzerinde bir ilacın tamamen güvenli ve işe yarar olarak belirlenmesinde kullanılan en vazgeçilmez yöntem şeklinde sunulmaktadır. Ancak gerçekler çok farklıdır. İstatistiklere göre hayvan testi gerektiren ilaçların %30-%50’si bu testlerden geçtikten sonra insanlar tarafından kullanılmakta ve çok ciddi yan etkilere sebep olmaktadır. Hayvan deneylerinin ilaç gibi insan hayatında büyük rol oynayan bir konuda güven vermediği ortada olmasına rağmen hayvanlara uygulanan korkunç işkenceler her gün hem ilaç hem de kozmetik sanayiinde devam etmektedir.

The Physicians Comitee for Responsible Medicien (İlaçtan Sorumlu Doktorlar Komitesi) hayvanların kullanılmadığı özel araştırma metotlarının daha hatasız, daha ekonomik ve daha az zaman gerektiren metotlar olduğunu rapor etmektedir. Kanuna uygun olarak acıyı azaltıcı anestezik yöntemlerin ve çok daha az hayvanın kullanıldığı, doğru planlanmış ve sadece gerekli ilaçların araştırıldığı deneyler yapılmalıdır. Hücre ve yol kültürleri, acı çekme yeteneği olmayan mikroorganizma ve benzeri türlerin kullanımı, özellikle son dönemlerde geliştirilen bilgisayar uygulamaları alternatif olarak önermektedir.

İnsanlar ile diğer hayvanlar arasındaki biyolojik farklılıklar nedeniyle hayvan deneylerinden çıkan sonuçları insanlara uygulamak hep sorunludur. Hayvan deneyleri zaman zaman insan sağlığına yararlı bilgiler üretse bile, bundan hayvan deneylerinin insanların sağlık sorunlarını gidermede tek ve en etkin yolu olduğu sonucu çıkmaz. Hayvan deneyleri yılda milyarlarca dolara mal olur ve bu sektörün ayakta kalması binlerce insanın istihdamıdına bağlıdır. Bu para başka şekillerde harcansaydı nihai sonuç pekâlâ daha iyi olabilirdi. Örneğin hayvanları kullanarak yapılan AIDS araştırmalarına harcanan milyarlarca doların AIDS’li insanlara çok az faydası olduğunu AIDS üzerine araştırmalar yapan Dr. Dani Bolognesi teyit etmektedir. Bolognesi “Hiçbir hayvan HIV-1 enfeksiyonunu ve insanlardaki hastalığı güvenilir bir şekilde tekrarlamamıştır ve hayvanlarda denenen aşı araştırmaları tamamen farklı sonuçlar vermektedir,” demektedir. Bu para halka yönelik “güvenli seks” kampanyalarına ve prezarvatif dağıtımına harcansaydı yeni HIV vakalarının oranı pek çok açıdan düşerdi.

Hayvan deneylerinin insan sağlığı için zorunlu olduğu görüşünü çürüten bir başka örnek de sigara içmenin insanları kansere sürüklediğinin hayvanlarda da kanıtlanabileceği üzerine yapılan deneyleridir. 1963 yılına gelindiğinde çeşitli araştırmalar sigara tüketimi ile akciğer kanseri arasında güçlü bir korelasyon olduğunu kanıtlamış ama sigara yoluyla akciğer kanserine yakalan bir hayvan model yaratmaya yönelik çabaların nerdeyse tamamı başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Yani hayvan deneyleri insanlardan elde edilen verilerle uyuşmadığından türün endüstrisi sigarayla ilgili sağlık uyarılarını yıllarca erteleme imkânına kavuşmuştur. Bunun sonucunda da pek çok hayvan boşu boşuna deneylere maruz kalmış ve acı çekerek ölmüştür. İnsanlar sigara nedeniyle akciğer kanseri olmaktadır ama hayvanlar olmamaktadır. Sigara lobisi yıllarca bunu kullanarak insanlara kampanyalarla sigara içirmiştir. On binlerce insanın sigara nedeniyle kansere yakalandığı da bilinen bir gerçektir. Asbestin kullanımı da ABD’de yıllarca bu nedenle serbest kaldı. Çünkü hayvanlar üzerindeki deneylerde asbestin zararlı olduğu ispatlanamadı. İnsanlar için bile hayvanlar üzerinde deneyin yapılması tartışmalı halde iken hayvanlar için hayvan deneyleri yapılması , hele başıboş hayvanlar ya da maymunlar üzerinden denenmesi gerçek dışıdır

E- YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİMİZ

YÖNETMELİĞİN 11.MADDENİN İLGİLİ FIKRALARININ İPTAL EDİLMEMESİ “KOŞULLU ETİK KÖRLÜĞE” NEDEN OLACAKTIR

Mesleki ödüller almak için hayvan deneylerinin doğurduğu etik meselelerin göz ardı edilmes akademik camiada koşullu etik körlük olarak tanımlanmaktadır. Üniversitelerde ya da diğer akademik kurumlarda unvan ya da kariyer elde edebilmek için belirli hayvanlar üstünde çalışmalar yapılması gerekebilir. Hatta aynı çalışma daha önce defalarca tekrarlanarak bilimsel gerçekliği kanıtlanmış bile olsa hayvanlar üstündeki deneyler sürdürülmektedir. Bilim insanlarının unvan ve kariyer kazanması için birçok hayvanın işkence görmesi, acı çekmesi vurdumduymazlık ve körlükten başka bir şey değildir.

Literatürde bu durum koşullu etik körlük olarak tanımlanmaktadır ve iptalini istediğimiz maddelerin kalması bu konuda kariyer yapmak isteyen bir çok kişiye çok rahat temin edebilecekleri bu hayvanları deneme tahtasına çevirecektir. Üstelik deney ile deneme üzerindeki farkı bilmemiz çok önemlidir. Kanıtlanmış bir hipotezi tekrar tekrar kanıtlamak için hayvanları kullanmak deney olarak kabul edilemez.

Ancak bakanlık kendi eliyle bu kararı resmi gazetede yayınlanmasıyla bu ortamı dahi hazırlamaktadır. İYUK md 27 gereği büyük bir katliamın önüne geçmek , doğal dengelerin bozulmasını önlemek sayın başkanlığınızca verilecek yürütmenin durdurulması kararı ile mümkündür. Aksi takdirde belediyelerce birer imha merkezine döndürülen hayvan bakımevleri de dahil olmak üzere sahipsiz hayvanların itlafı ile telafisi imkansız ve güç zararlar doğacağından , acilen yürütmenin durdurulması kararı verilmelidir.
Hukuka aykırılık şartları yukarıda arz ettiğimiz deliller ışığında gerçekleşmiştir. İdari yargılama usulü kanunun ( İYUK ) 27. maddesinin aradığı şartlar açıkça gerçekleşmiştir. Yargılama süreci de uzun süreceğinden , sayın başkanlığınızca ivedilikte bu konuda YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI VERİLMESİNİ talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER : İYUK , HMK , HAYVAN DENEYLERİ ETİK KURULLARININ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK , TC Anayasası , Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası andlaşmalar, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve yönetmeliği ile , sair mevzuat

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle , sayın başkanlığınızca söz konusu yönetmeliğin uygulanması halinde İYUK 27 uyarınca telafisi imkansız veya güç zararlar meydana geleceğinden öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA KARAR VERİLMESİNİ ,

TC Orman ve Su İşleri Bakanlığının 15.02.2014 tarihinde 28914 sayılı resmi gazetede yayınlanan HAYVAN DENEYLERİ ETİK KURULLARININ ÇALIŞMA USUL VEESASLARINA DAİR YÖNETMELİK’ in 11. Maddesinin b fıkrasının 8-9 ve 10 numaralı alt başlıklı maddeleri ile , yine aynı yönetmeliğin 11. Maddenin c fıkrasının ikinci cümlesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemi. yukarıdaki deliller ışığında sebep , konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı olduğundan İPTAL edilmesini ,yargılama giderlerinin davalı idare üzerine bırakılmasını vekaleten saygılarımla arz ve talep ederiz.28/02/2014

DAVACI DAVACI ASİL

HAYTAP - HAYVAN HAKLARI FEDERASYONU

VEKİLİ 
Ahmet Kemal Şenpolat

 

opencart tema opencart temaları