BÖLÜM 3 : Hayvana Acımayan İnsana Hiç Acımaz

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

Adli Tıp uzmanı Prof. Sevil Atasoy, 'hayvana eziyet-insana eziyet' ilişkisinin bilimsel olarak da kanıtlandığını söylüyor. Araştırmalar, çocuk istismarında bulunan ailelerin tam yüzde 88'inin, hayvanlara da eziyet ettiğini, hatta öldürdüğünü ortaya koyuyor. Bu yüzden Avrupa ve ABD'de birçok ilkokulda, 'hayvan sevgisi dersi' bulunuyor.

PROF. Dr. Sevil Atasoy, Hürriyet Gazetesi yazarı, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi ve Suç Önleme ve Denetleme Stratejileri Merkezi Başkanı. Türkiye'de hayvan hakları konusunda önemli adımlar atıldığını, ancak yine de çağın gerisinde olduğunu söylüyor. Prof. Atasoy, hayvanlara şiddet uygulama ve suçla ilgili şunları anlattı:

Yılda 2 milyon kedi ve köpek öldürülüyor

Hayvanlara sadece potansiyel 'seri katiller' işkence yapmıyor. Aslında ticari amaçlı hayvan katliamı, çok daha korkunç boyutlarda. Sadece Çin ve Güneydoğu Asya'da yılda 2 milyon kedi ve köpek, 'boğazları sıkılarak, suyla boğularak ya da telle boyunları sıkılarak' öldürülüyor. Kürkleri, daha hayvanlar can çekişirken yüzülüyor.

HAYVANLARA kötü davranan sadece suça eğilimi olanlar ya da seri katiller mi? Kürkünden yararlanmak için onları avlayanları gözardı edebilir miyiz? Sütün, yumurtanın soframıza gelirken hangi hayvana ne kadar acı çektirildiğini düşünmüyoruz bile. Oysa, kedi de köpek de vizon da tavuk da aynı haklara sahip olmalı. Hepsine aynı gözle bakılmalı. ABD'nin North Carolina Üniversitesi'nde Felsefe profesörü olan 'Kafesler Boşalsın' adlı kitabın yazarı Tom Regan da, tam buna, şu sözlerle dikkat çekiyor: "Bir fokun ya da kunduzun gözlerinin ardında biri var, tıpkı bir kedinin ya da köpeğin gözlerinin ardında biri olduğu gibi..."

BU HAKKI KİM VERDİ Regan, hayvan haklarına, ticari açıdan, şöyle bakıyor: "Ticari hayvan yetiştiriciliği, yaşam haklarının ihlali de dahil olmak üzere, çiftlik hayvanlarının haklarını ihlal etmeksizin var olamaz. Daha da önemlisi, ticari hayvan yetiştiriciliği, hayvanların saygın muamele görme hakkını ihlal eder. İnsanlara fayda sağladığını farz etsek bile, bu gerekçeyle hayvanların bedenlerine zarar vermek, özgürlüklerini kısıtlamak ya da onların canını almak bizi asla haklı kılamaz.."

BİR MANTOYA 20 KEDİ Tom Regan, ticari amaçla hayvanlara yapılan korkunç işkenceleri anlatmaya şöyle devam ediyor: "Çin'de ve Güneydoğu Asya ülkelerinde, yılda iki milyon kedi ve köpeğin kürkü sırtlarından alınıyor. Bu kürkler Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika'ya ihraç ediliyor. Uzun manto yapmak için 20'den fazla kedi ya da 12 köpeğin kürkü gerekiyor. Kürkün, kedi ya da köpek yavrularından elde edilmesi durumunda bu sayı artıyor. Hayvanların öldürülme yöntemleri de dehşet verici. Kediler, kimi durumlarda sahipleri tarafından boğazları sıkılarak öldürülüyorlar. Diğer bir yöntem asarak öldürmek veya bir yere asıp boğazlarına zorla su akıtarak boğmak. Köpekler, çaresizce kendilerini kurtarmak için mücadele ederken boğazlarını kesecek şekilde bir telle boyunlarından asılıyorlar ya da havada asılıyken bedenlerine keskin bir bıçak saplanıp kanları akıtılarak öldürülüyorlar. Deri yüzme işi çabucak, kimi zaman hayvanın ölmesi beklenmeden yapılıyor."

Hayvana eziyetin cezası artıyor

TBMM'nin 2008'deki ilk gündem maddelerinden biri olan Temel Ceza Yasalarına Uyum Tasarısı'yla, hayvanlara eziyetin cezası artırılıyor. Zarar gören her hayvan için ayrı ayrı uygulanacak bazı cezalar şöyle:

Hasta ve gebelik süresinin üçte ikisini tamamlamış gebe ve yeni ana hayvanı çalıştıranlar, hayvanlarla cinsel ilişkide bulunanlar, sağlık nedenleri dışında hayvana zorla yem yediren, acı ve ıstırap veren yiyecekler, alkol, içki, sigara ve uyuşturucu kullandıranlara 300 YTL.

Ev hayvanını kısırlaştırmayanlara 300, hayvanını eğitmeyen, hayvan kaynaklı çevre kirliliğini önlemeyen sahiplerine 60, ev hayvanını sokağa terk edenlere 200 YTL.

Ev ve süs hayvanının kuyruk ve kulağını kesen, ses tellerini alan, tırnak ve dişlerini sökenlere 2 bin 500 YTL.

Hayvanlara kasıtlı kötü davranan, acımasız, zalimce işlemler yapan, döven, aç ve susuz bırakan, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakan, bakımlarını ihmal eden, fiziksel ve psikolojik acı çektiren, gücünü aşan fiillere zorlayanlara 300 YTL.

Bir hayvana çarpıp, en yakın tedavi ünitesine götürmeyen sürücüye 300 YTL. Kesim hayvanları ve izinli av hayvanları dışındakileri kesip piyasaya sürenlere, Pitbull, Terrier, Japanese Tosa gibi tehlikeli hayvan türleri üreten, sahiplendirilmesini, ülkeye girişini, satışını ve reklamını yapan, takas eden, sergileyen veya hediye edenlere 3 bin YTL.

Bir yumurtanın çıkışı tam 34 saatlik acı

YALÇIN Ergündoğan, Birgün Gazetesi'ndeki 'Dünya Yalnız Bizim Değil' sayfasının editörü. Doğa ve hayvan haklarına ilişkin yazan Ergündoğan, ticari hayvan yetiştiriciliğine ait şu ürpertici saptamalarda bulunuyor: "En büyük sömürü, insan gıdası olarak sanayide üretilen, yaşamaya zorlanan hayvanlara karşı yapılıyor. Sınai çiftliklerde yetiştirilen hayvanlar arasında en kötü muameleye maruz kalan hayvanlar ise yumurta tavukları. Sınai bir çiftlikten gelen her bir yumurtanın ardında 34 saatlik bir acı yatıyor."

KENDİ BACAĞINI KOPARMAK Ergündoğan, tavuklara yapılan işkenceyi anlatmaya şöyle devam ediyor: "Her tavuk, başka beş tavukla birlikte, bir çekmece genişliğinde bir kafeste yaşıyor. Kafesler birkaç kat oluşturacak şekilde üst üste diziliyor ve üstteki tavukların pisliği alt kafeslerdekilerin üzerinde düşüyor. Hiç hareket edemeyen ve sürekli yumurtlamaya zorlanan tavuklar aşırı ölçüde kalsiyum kaybettikleri için sakatlanıyor ve osteoporoza yakalanıyor. Bazılarının tırnakları tele takılıyor, zamanla tırnaktaki et telin etrafını kaplıyor. Kafes kenarındaki yem kabına ulaşamayan bu kuşlar açlıktan ölüyor. İnsanların güzel olmak için kürke ihtiyacı yok ama yine de kürk tüketimi için yetiştirilen ya da avlanan hayvanların durumu çok vahim. Kürkleri için avlanan hayvanlar tuzaklara yakalandıklarında o kadar acı çekiyor ki, kendi bacaklarını kopararak kaçmaya çalışıyorlar."


Düpedüz işkence ama yasaya göre 'kabahat'

İSTANBUL Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı ve HAYTAP'ın Hukuk Danışmanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat da, Türkiye'de hayvanların 'yasal haklarının yetersizliği'ni, şu çarpıcı bilgilerle ortaya koyuyor: "5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası'nda hayvanlara gösterilebilecek en ağır işkencelerin 'kabahat' olarak tanımlanması, 21. yüzyıl Türkiye'sine yakışmıyor. Kapalı bir yerde sigara içmek, sokakta nara atmak hayvana işkenceyle bir görülüyor. "


AVRUPA'DA TUTUKLANIR Şenpolat, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Oysa Avrupa'da, hayvanının kuyruğunu kesen bile, 'Hayvana bunu
yapan yarın insana da yapar' gerekçesiyle tutuklanıyor. Bu nedenle yasa değişikliği teklifimizin bir an önce hayata geçirilmesi şart. Maalesef dünyanın her tarafında vahşet örneklerine rastlanıyor. Kuduz vakaları nedeniyle toplu itlafa karşı ise, sokak köpekleri aşılanmalı. Hayvanlara yapılacak kuduz aşısının maliyeti sadece 1 YTL."


20 Aralık 2007  HÜRRİYET
Bülent SARIOĞLU / ANKARA




BU PANELLE İLGİLİ TÜM KONUŞMALARI DETAYLI OLARAK OKUMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN HAYTAP ETKİNLİKLER LİNKİNDEKİ HAYTAP PANELİ BÖLÜMÜNE TIKLAYINIZ

 

opencart tema opencart temaları