Çevre Bakanlığı Kimin Yanında ? Avlanma Günü Sayısı Arttırıldı !

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

ANKARA - Çevre ve Orman Bakanlığı’nca geçen hafta yapılan Merkez Av Komisyonu toplantısında Türkiye’nin yaban yaşamını olumsuz yönde etkileyecek kararlar alındı. Kara Avcılığı Yasası uyarınca ava açık yaban hayatı türleriyle ilgili av esaslarının düzenlendiği toplantıya doğa koruma örgütleri alınmadığı gibi, ava açık gün sayısı ve avlanabilecek hayvanların sayısı arttırıldı.

Bu yıl 18 Mayıs’ta yapılan toplantıda “herhangi bir bilimsel dayanağı olmadan” alınan kararlardan en kritik olanı, ördek türlerinin av kotasının art-

tırılması oldu. Bugüne kadar ava açık ördek türlerinden 4’ü avlanabilirken bu yıl avcılar 6 ördek vurabilecekler.

Kritik değişiklikler

Yapılan bir diğer değişiklik göçmen türler olan ve Türkiye’de azalma eğilimi gösteren bıldırcın ve üveyiğin avlanabileceği gün sayısı. Şimdiye dek 3 gün avlanabilen bu türler artık 4 gün avlanabilecek. Kritik değişikliklerden diğeri de, avcının yanında bulundurabileceği av limitini gösteren bagaj limitinin bir günden iki güne çıkarılması oldu. Uzmanlar bu durumun suiistimalleri arttıracağını vurguluyor.

 

27.05.2010

ALİ ÖZTÜRK

 




KAİNATIN SESSİZ KURBANLARI,

Merkez Av Komisyonunun “MAK” aldığı kararlar 26.Mayıs.2010 günlü resmi gazetede yayımlandı. Komisyonun toplanma tarihinden kısa bir zaman öncesinde, Milli Parklar ve Koruma Genel Müdürü Prof.Dr.Mustafa Kemal Yalınkılıç görevinden alınarak başka bir göreve verildi.Son günlerde avcı sitelerinde sıkça adına rastlanan,Ziraat Mühendisi Hüseyin Karaosmanoğlu’nun yerine atanması da kafaları karıştırdı!. Bitkileri yaşatmayı bereketli topraklardan aldıkları ürünleri insan toplumuna sunmayı ilke edinmiş Ziraatçılarımız,her nedense, hayvanlara karşı acımasız tavırları ile bilinir. Kargalara saksağanlara,farelere,domuzlara verdikleri ölüm fermanı dışında ,dolaylı olarak,kullandıkları zehirli tarım ilaçları ve kompoze gübreler  ile av kuşlarının olumsuz etkilenmelerine neden olurlarken,yapılan itlafın ölümcül mutluluğunu yaşarlar. İşte bu duygularla eğitilip kendisini yetiştirmiş bir ziraatçı, Yaban varlıklarını korumakla yükümlü bir kurumun başına getirilirse, elbette ki, sessiz yaban varlıklarının selameti için yeterince çaba göstermeyecektir.

 

Alınan MAK kararları tartışmaya açık bir şekilde, oldu bittiyle sonuçlanmış olup,yargı yolunun açılmasına da neden olmuştur.Hayvanları Koruma dernek ve birlikleri ,Doğa ve Hayvan sever yazarlar feryatlarını dile getirmeye başladılar bile.Çe,vre ve Orman Bakanı ile görüşmek istiyorlar .Haksızda değiller hani ,yaban varlıkları son 20 yılın en sıkıntılı günlerini yaşarken,silahçılar ve av bayileri mutlu edildi.! AV GÜNLERİ 3 GÜNDEN 4 GÜNE ÇIKARILDI,BAGAJ LİMİTLERİ BİR GÜNLÜK AV TUTARINDAN 2 GÜNE FAZLALAŞTIRILDI,BİR KISIM AV GÜNLERİNDE UZATMA YAPILDI,BAZI AV KUŞ TÜRLERİNDE AVLAMAN LİMİTİ  ARTIRIMINA GİDİLDİ ,avcı üyelerinin istekleri dışında kalan,haftada 7 günlük avcılık yapılması  kararı,(başka bir bahara) seneye  kaldı !.. AVCI ÜYELERİN Yaban varlıkları için verilen SEFKATTEN yoksun ,20 imzalı bu ölüm fermanına karşı koyup itirazda bulunan, iç Anadolu temsilcisi Rasim Akkaya’yı tenzih ederim.Ancak,bagaj limitleri konusunda,”2 günlük avdan dönüyorum” müracaatlarının internetten gönderilmesinin yeterli olduğunu söyleyen, Orman idaresi Hukuk müşaviri Davut AKYÜZ,böylece yaşanacak kargaşanın da mimarı olmuştur. En önemlisi ,ilan edilen bu kararlar, 80 bin kayıtlı avcı için alınırken,75 milyon ülke insanı göz ardı edilmiş, haklarına sorumsuzca tecavüz edilmiştir.Yüksek Mahkemenin av açılış tarihine kadar bu kararları iptal edip,öldürülecek MİLYONLARCA KUŞU ÖZGÜRLÜĞE uçurması,doğamız ve insanlık adına  en çağdaş beklentimiz olacaktır.

 

Birazda alınan bu kararların ekonomimize, dolayısıyla insan sağlığına yönelik boyutlarından da söz etmek istiyorum. Zirai mücadele için senede yaklaşık 2 milyar dolar civarında bir meblağ harcanmaktadır. Her yıl 8 tona yakın çinko-sülfat fare için,350 bin ton ilaçta, SÜNE ve KIMIL mücadelesi için sarf edilmektedir.Bir örnek vermem gerekirse;Edirne den Ardahan a kadar aralıksız sıralanmış kamyonlar dolusu zehir demektir.Bu zehir bolluğundan insan toplumunun ve yaban varlıklarının etkilenmemesi mümkün müdür ? Ziraatçıların ifadelerine göre, bu zararlı haşerelerle mücadelede, en etkili biyolojik önlem, bıldırcın,çil,keklik gibi av hayvanlarının çoğaltılmasıyla mümkün olmaktadır.. Bu bağlamda Tarım Bakanlığınca ,biyolojik  şekilde mücadele çalışmaları başlatılmışken,Milli Parklar Koruma Genel Müdürü ziraatçı Sayın KARAOSMANOĞLU ‘nun Alınan bu kararlarla yapılacak katliama  seyirci kalmaması gerekir.Av hayvanlarının canına kereste hesabı yapılması,yaban varlıkları adına üzüntü,insanlık adına ise yadırganacak bir sonuçtur.   

 

Metin SERTOĞLU




Yaban Yaşamı Can Çekişiyor….

 

Hacettepe Üniversitesi, Çevre Eğitimi, Kuş Araştırmaları ve Halkalama Merkezi Müdürü

2009/2010 Merkez Av Komisyonu Kararları Mutlaka Gözden Geçirilmeli

Her yılın Mayıs veya Haziran ayları, yaban yaşamının fermanının yazıldığı aylardır. Bu aylarda önemli doğal sorumlulukların paylaşılması gerekirken, kaç gün yaban yaşamını oluşturan hayvan türlerinin avlanacağı ve günde kaç adet avlanacağı belirleniyor. Oysa bu aylar doğal sorumluluğun mutlaka taşınması gereken dönemdir, çünkü Çevre-Orman Bakanlığı Merkez Av Komisyonunu toplar ve o av sezonunu şekillendirici kararlar alınır. İşte bu bağlamda 18 mayıs 2010 tarihinde toplanan Merkez Av Komisyonu 2009/2010 av sezonu için aldığı kararlarla Türkiye yaban hayatını yok etmeye yönelik bir uygulamanın önünü açmıştır.

Yaklaşık kırk yıldır Türkiye’nin yaban yaşamı ile ilgileniyorum. Özellikle de kuşlar ve onların korunma stratejileri ile… Bu maksatla sayısız bilimsel makale ve kitaplar yazıyor, konferanslar veriyor, ulusal ve uluslar arası bilimsel toplantılar düzenliyorum. Yani Türkiye’de hangi av kuşu veya yaban hayatının nüfusunun ne olduğunu rahatça söyleyebilirim….(bkz. 1-3).

Türkiye’nin yerli ve göçmen kuş türlerinin nüfus durumunu belirten “Red data Book” veya “Kırmızı Listeleri”  hazırlayıp ilgililerin kullanımına sundum.  2008 ve 2009 yılları için şunu tüm açıklığı ile söyleyebilirim ki artık Türkiye’de yabani kuşları avlama dönemi bitmiştir. Çünkü onların nüfusu son yirmi yılda üzülerek belirtmek gerekir ki yarı yarıya inmiş, hatta bazı türlerde tükenmeye ramak kalmıştır.  Bu nedenle artık avlanma yerine, bu kuş türlerinin korunma dönemi başlamıştır.

4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nu inceleyecek olursak, av hayvanı kavramı altında avlanan, korunan ve Bakanlıkça belirlenen listede yer alan hayvanlar anlaşılmakta ve bu hayvan türleri de EK-II ve EK-III gibi listelerde verilmektedir. Korunan hayvan denince de Bakanlık ve Merkez Av Komisyonunca avı yasaklanan av ve yaban hayvanlarını, yani EK-I ve EK-II’de verilen türleri kapsar. 2008-2009 yılları için MAK kararları çerçevesinde EK-II ve EK-III’de verilen, yani avlanabilir olan bazı hayvan türlerinin şu andaki nüfusunu verirsek, işin acıklı boyutu ortaya çıkar. Örneğin Türkiye genelinde tüm keklik türlerinin soyu tükenme tehlikesi altındadır, mutlaka korunmaları gerekir; çünkü nüfusları populasyon oluşturamaz duruma inmiştir. Eğer av yapılırsa keklik diye kuş türleri kalmayacaktır. Bıldırcın için de aynı durum söz konusudur. Hele göçmen olan üveyik, yok olmaya ramak kalmıştır. Bu türlerin bu yılki toplantı ile artırılan günlük limitlerde avlanmaları demek, seneye avlanacak hayvan kalmayacağı anlamına gelecektir. Efendim bunların bazı bölgelerde avlanma izni yoktur gibi bir gerekçeye sığınmak da gerçeği görmezden gelme anlamına gelir. Avlanabilme veya avlanamamaları bazı bölgelerle sınırlı olsa da bu türlerin günlük limitlerinin artırılması ve avlanma  gününün üç günden dörde çıkarılması tam bir faciaya yol açacaktır. Çünkü adı geçen türler yok olacaktır. Üveyik, gökçe güvercin, keklik türleri ve bazı ördek türleri koruma altına alınacakken (örneğin kara ördek, altıngöz, karatavuk, çulluk, sakarca kazı-küçük-) bir günde avlanacak sayılarının artırılması onların yok olmaları demektir(1, 2 ve 3). Ayrıca kılkuyruk, yeşilbaş, bozördek, fiyu, kırik, Macar ördeği, tepeli pakta, karabaş patka, elmabaş patka, çıkrıkçın gibi türlerin günlük limitlerinin mutlaka bir adede indirilmesi gerekmektedir.

Sayın Bakan Prof. Dr. Veysel EROĞLU’dan ivedilikle bu uygulamalara izin vermemesini ve yeni bir değerlendirme yaptırılmasının sağlamasını; avlanma günü sayısını en fazla ikiye (mümkünse bire) ve avlanma limitlerini de (o da sadece bazı geleneksel av ördek türlerini kapsayacak şekilde) mutlaka bir adetle sınırlandırmasını umuyorum. Gelecek kuşaklara karşı hepimizin doğal varlıkları koruma kollama sorumluluğunu, Sayın Bakanımızın da taşıdığını biliyorum….. Onun bu önerimizi dikkate alacağını umuyor, büyük bir katliamın yaşanmadan önlemesini hassaten rica ediyorum.

 

Kaynakça: 1) Kiziroğlu,İ. (2008): Türkiye Kuşları Kırmızı Listesi. (Türkçe/İngilizce), Ankamat Mat., Ankara, 151 pp. 2) Kiziroğlu, İ.)2009): Türkiye Kuşları Cep Kitabı.(Türkçe/İngilizce), renkli resimli, Ankamat Mat., Ankara, 535 pp.3) Kiziroğlu, İ. et al.(2010): Ekolojik Avcılık (Fotosafari) Eğitimi. T.C.Çevre Orman Bak., Eğitim ve yay.Dairesi Bşk., Gökçe Ofset, Ankara, 267pp.

Prof. Dr. İlhami KİZİROĞLU

Hacettepe Üniversitesi

 

opencart tema opencart temaları