Yunusların Günü - Bir Deney Merkezinin Duygusal Filmi

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

Yunusların Günü - Bir Deney Merkezinin Duygusal Filmi

George Scott’un başrolünü oynadığı Yunusların Günü ( The Day of Dolphins) tüm hayvan hakları savunuclarının izlemesi gerekli müthiş bir filmdir. Yunuslarla dostluk kuran bir bilim adamının , onlara konuşmayı öğretmesi , ancak bu bilgisinin insanoğlu tarafından kötüye kullanılması sonucu istemeye istemeye onlardan ayrılmasına neden olur. Hele ki o son sahnede insanın yüreği cız eder. Baba ve anne olarak benimsedikleri sahipleri , onlara zarar gelmesin diye onlardan ayrılırken boğazınıza bir yumruk saplanır. Alfa ve Beta adı verilen bu sevimli dostlar onların arkasından dakikalarca gitmemeleri için “ anne ve baba “ diye ağlamaktadır.

Ekosistem içinde yaşayan bütün canlıların ortak bir kökeni vardır ve sadece türlerin evrimi ile canlılar farklılaşmışlardır. Türü tükenmekte olan hayvanların korunması, hem insanlar için hem de doğa için gerekli olduğu gibi, esasen bu hayvanların kendileri için bir özgürlük sorunudur. Özellikle vahşi hayvanlar kendi doğal çevrelerinde yaşama ve özgürce üreme hakkına sahiptirler. Vahşi hayvanların özgürlüğünden uzun süreli alıkonulması, avlanılması Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde kabul edilen ilkelere aykırıdır. Buna rağmen özel düzenlemelerle , yasalarla sistem çok rahat şekilde hayvanların refahı düşünülmeden ticari işletmeler lehine yorumlanabilmektedir.


Hayvan haklarına büyük katkısı olan belgeselci sevgili Savaş Karakaş’ın , denizlerdeki dostlarımızdan yunusların başına gelen ama dile getirip anlatamadıkları yavrularından kopartılarak  , Japonya’da vahşice yakalanmalarından  bizlere kadar seyahatleri sırasında başlarından geçenler ve dolphinarium adlı gösteri merkezlerinde yaşadıkları  o kadar güzel anlatılmış ki , insan olduğumuzdan bir kere daha utandık.
Gösteri merkezlerinin 150 bin dolara kadar çıkan fiyatlarla sipariş talebinde yarıştığı ,  gülümseyen dostlarımızın başlarına gelenler , gösteri merkezlerinde geri plandaki daracık kafeslerde tutulmaları , insanların sadece şov dünyasında onları mutlu olduğunu zannetmeleri ve işletme sahiplerine her yıl onbinlerce dolar kazandırmaları , tüm yasaları , vicdanları zorlayan bir uygulama.

Bu zeki hayvanlar denizden ve ailelerinden zorla ve hile ile  koparılmaya devam ediyorlar ve  havuzlara hapsediliyorlar.. Koparıldıkları okyanus köşelerinde kanla sınandılar , o kanlar içinde çok uzun yolculuklara çıktılar..Artık özgür değiller.

Zekaları ve muhteşem fizikleriyle insanoğlunu büyüleyen yunuslar açlıkla imtihan edilip , ölü balık yemek yiyebilmek için bugün burunlarında top sektiriyor, çemberlerin içinden atlıyor ve hatta tedavisi ispatlanmadığı halde hastalara umut oluyor ama yunuslarla yüzenler çok mutlu iken ,  yunuslar insanlarla yüzmekten mutlu mu?  George Scott’un filminde Alfa ve Beta ile kurulan dostluk , işin içine ticari kaygılar girince , ne kadar üzülsek de filmin sonundaki hayvanları okyanusa terk etme hikayesi haklılığını buluyor gibi.

İnsanlar ticari kazanç için , sirklerden ve sokaklarda oynatılan ayılardan sonra yunusları da , diğer deniz memelilerini de keşfettiler ve maalesef giderek büyüyen bir pazara dönüştürdüler. İz TV’de yayınlanacak çocukluğumuzun dostu yunusumuz , Flipper’ın Kabusu  Digiturk 18. kanalda ara ara yayına giriyor.

Tüm hayvan hakları dostlarını tekrar ekran başına davet ediyor , bu cesaretli yapım için yönetmen Savaş Karakaş’ı , yapımcı Banu Acar’ı ve İZ TV  ekibini bizlere görünmeyen bu dünyanın acı dolu perde arkasını yansıttıkları için tekrar tekrar  alınlarından öpüyoruz.

Av. Ahmet Kemal Şenpolat
Hayvan Hakları Federasyonu
Yönetim Kurulu Başkanı

HABERTURK GAZETESİ
15/08/2009



 

opencart tema opencart temaları